Wednesday, 20 August 2014

DAY2 – 16.08.2014 KHOR VIRAP - NORAVANK - KARAHUNGE - TATEV - KHNDZORESK





Sabah 07:00de bizi goturecek arabanin soforu geliyor ve yola cikiyoruz. Mesafe cok uzun oldugu icin 07 :00 baslangic verdik, 06:00 verseymisiz daha iyi olacakmis. Bunu gunun sonunda anladik. Hava Erivan’da cok sicak, baslangic 28C bakalim yine 38C olacak mi diye merak ediyorum. Ama kiliselerin dag tepelerinde oldugunu unutmusum.

Khor Virap: Ilk duragimiz Khor Virap uzaktan gozukunce bir an Ishak Pasha sarayi aklima geldi, o da ne cilgin bir yerdeydi diye dusundum, insanin deli olasi gelir oraya koymasi icin sarayini. Khor Virap Agri’nin devasa kutlesinin onunde duruyor. Elim fotograf makinama gidiyor, bir daha nerede boyle foto bulabilirim. Bir aile gelmis, kurbanlik horoz getirmisler. Hiristiyanlikta yasak degil miydi diyerek sorular yankilaniyor, herkes parasina gore kesiyor, papazlara degil, kendilerinin yemesi zorunluymus. Kilisenin bekcisi pos biyikla foto cektiriyoruz, buralari temizleyip bakimini ben yapiyorum diyor. Bize yerdeki tuneli gosteriyor, girmek ve gezmek mumkun, bizi haci mi yapmaya calisiyor yoksa? Erivan’da ozellikle hicbir kilise gezmedim, yenidir sehir ici kiliseleri, malum ruslar pek bir kilise severlerdi demir perde dusmeden evvel. Muzelik bir ikisi harici hepsini koy sepete, sehirde kilise mi, ne gerek var, daga gitsinler, eski Sovyet adetidir malum. Rusya’da sehirin icinde tek kilise birakmamisti ,muzelikler harici, komunistler.

Noravank: Bir sonraki duragimiz Noravank. Sevan Hoca’nin dedigi gibi, bir calimla dagin ustunde dikilmis, sarisin. Yine bir kilise dag basinda, yine cok eski, neredeyse altindaki ve arkasindaki topragin rengi ile ayni. Ilk giriste, tas kabartma haclar var. Nasil bir renk, nasil bir kabartma diye bakmaya doyamiyorum. Dokunmak serbest. Dokununca sanki yek pare gibi geliyor. Khachkar diyorlar bu hac kabartmalarina. Tasin oyulmasi ile yapiliyor. Ne kadar anlatsam zor, ama biraz ilerideki yaziyi okuyunca, hakikaten bu khackar (hac+tas)’larin su ana kadar yapilan en iyilerden oldugunu okuyorum. Kullanilan kirmizi boya karadut solucanlarindan elde ediliyormus, formulu kayip, gunumuze ulasmamis.
Kalabalik mi, pek degil. Iranli bir aile Facebook fotografi cekecekler diye 25 kisi o narin merdivenlerinde zipliyorlar, bagiriyorlar, guluyorlar, neredeyse parca koparip yere atacaklar. Gercekten de Ermeniler cok sabirli, biz de camii’de boyle bir olay olsa, uyaririz en azindan. Kilise gezmek ve FB fotografi. Nelere dayanmis kilise bunlara da dayanir. Iki tane kilise gozukuyor yan yana, icinde mumlar yaniyor, icice arkadan dolasan odalar ve hala bazen ayin yapildigini icin bir ayin duzenegi, yani perdeler kapaniyor ayin yapilmayinca, iceride beyaz guvercinler var, ozel secilmis belli, hareketleri ve ucuslari sadece buranin guvercini oldugunu belli ediyor, normal guvercinlerden biraz daha kucuk sanki. Yolumuz uzun, sofor arka bagajdan kahve termosundan kahve ikram ediyor. Eski Sovyet’lerden kalma diyor, goreceksin geceleyin bile ates gibi olacak bu kahve bu termos’un icinde. Ben biliyorum, kafa salliyorum, eski Sovyet’lerde herkes yeni termos alir ilk basta, sonunda eski kulusture donerler. Avustralyali hadi ya diyerek bakti. Kahveyi icti, ates gibi dedi. Yolumuz uzun, bu sefer meyve pazari yol ustu. Seftali aliyoruz, yanina da kekik yanimda eve goturmek icin. Yine heryerde oldugu gibi buz gibi tadi guzel bir su akan cesme yani basimizda.



Karahunj: Kara(Kaya)Hunj(Sesli), Karahunge yani konusan kayalar bir sonraki ziyaret yerimiz. Sisian sehrinin cok yakininda, tam bir supriz. Daglarin arasinda bir duzluk ama yine de yuksekteyiz, 1800m gibi. Varligindan eskiden beri haberleri var miydi bilmiyorum ama tarihi Misir Piramitlerinden onceye dayaniyor, hatta Stonehenge isminin buradan geldigini soyluyorlar. 223 kaya parcasi var, dunyanin en eski astronomik gozlem-yeri. 80 civarinda kayanin uzerinde matkap inceliginde delik var, yildizlari/gunesi gozlemek icin. Yeni kesfedilmis, 1990’larda, o da bir sasirtici bilgi, bence varliklarindan haberdardilar ama literatur’e girmemislerdi diye dusunuyorum. Zorats Karer,  Karahunj olarak da aniliyor ve Misir Piramitlerinden oncesine tarihleniyor. Ermenilerin,  pagan donemlerindeki ana tanrilari olan Ari yani gunes tanrisina adanmis olan tapinaklari da burada imis. 7 hektar araziye serpistirilmis 204 kaya bu tapinagin mirasi. 80 civarinda adedinin uzerinde,  matkapla veya laserle delinmiscesine 4-6 cm. caplarinda delikler var ki; bunlar,  astronomik gozlemler icin kayalar arasinda acilar olusturularak kullanilirmis. Hemen hepsinin etrafinda dolasarak,  uzerlerinde kaya resimlerini ariyorum ( petroglyps ),  ancak bir tanesinin uzerinde,  artik,  doga tahribatindan,  kaybolmak uzere olan,  elleri capraz baglanmis bir adam sureti gorebilmek mumkun oluyor. Orada bulunan dag rehberi Serzh Hovsepyan (091507809) ile sohbet ediyoruz, yaninda Finlandiya’dan gelmis biri Litvanyali 3 kiz var. Kizlar 1 haftadir orada kaldiklarini ve cok iyi hissettiklerini soyluyorlar. Sabah 10’da baslayan ruzgarin tam aksam 10’a kadar surdugunu, cadirda kalirken surekli yerin altindan sesler geldigini ve inanilmaz degisik dusler gorduklerini soyluyorlar. Cakra, ben de mi aksam kalsam? ) Neyse Serzh, kaya cizimlerinin buyuk cogunlugunun,  ileride karla kapli tepeleri ile yukselen Ughtasar daginin 3300 m. yuksekligindeki tepelerde bulundugunu soyluyor,  Serzh atlayin benim cipe gidelim dedi ama nerede zaman. Giriste,  yoreye ozgu,  siyah,  volkanik taslardan yapilmis,  kucuk bir hediyelik esya dukkani var. Bir merhaba ile baslayor konusma,  Antranik soruyor, nerelisin diye bana, kafadan anlar dedim ama bana birakti, Turkum deyince, sohbet bozuldu, halbuki guzel t-shirt’lerden alacaktik dukkanindan.



Tatev: Bu sefer yolumuz meshur Tatev (Datev) asilmaz bir vadinin sonunda, sisle bulutun karistigi yerde. Tatev manastiri, 14. yy'da universite hizmeti veriyormus. Tatev’e geldigimizi soyleyince sofor sasiriyorum, cunku bir teleferik var. Dagdan daga asan, icine binince onlarca ufak kiliseyi gorebildiginiz yukaridan. Ne yazik ki 2 saat sonraya bilet var. Biraz ilginc bir durum, teleferik surekli calisiyor ve hic kuyruk yok. Benim rusca yetmedi anlasilan sirayi atlatmaya, sofor’u tembihleyerek yolluyorum, 1 bilet alabiliyor, 2ncimiz binemeyecek gibi. Karayoluyla gitmekten baska care yok. Teleferik, Halidzor-Tatev arasi derin vadiyi 5.7 km'lik teleferikle 12 dakikada asiyor, Tatev Manastiri'nin dibine kadar gidiyor. Ne yazik ki biz teleferik kullanilsin diye yolu asfaltlanmamis bir yoldan 40 dakika toz duman arasinda bir arac trafigi ile Tatev’e vardik. Yolda bir bazilica’dan maden suyu(soda) ictik, nehirde cimenleri selamladik. Ortacag boyunca onemli bir kutsal merkez olan Tatev'de ayni zamanda bir universite de bulunuyormus. Depreme ve olabilecek dusman saldirilarina duyarli insa edilmis "Sallanan Sutun" tam bir muhendislik harikasi. Depremler ve istilalar sonucu tahrip olan manastir, restorasyon altindaydi, her kosede 100ncu yil hazirliklarini gormek mumkun. Para basan bir teleferik yanina bir de guzel tuvalet yapsalardi diye dusunmeden edemedimJ Tatev’in icinde yine soguk ve tatli suyu olan bir cesmeden su icerek gezmeye basliyoruz. Manzara, binalar, sessizlik, papazlarin mezmur soylemeleri bambaska bir dunyaya kapi aciyor. Komplex cepecevre binalarla cevrili, bir tepenin engin yamacina kurulmus, manzara nefes kesiyor. Bir kenarda resim yapan papazlar, diger tarafta vaftiz, bir diger yanda dugun, cok az insan olmasina ragmen etkileyici.

Khndzoresk : Karahunj’dan Goris’e dogru gidiyoruz, bugun gore(bile)cegimiz son yer Khndzoresk. Ne olduguna dair en ufak bir bilgim yok, tur sirketinin programinda gordum, iyidir diye dusunerek yola ciktim. Bir de Karabag siniri, zaman kalirsa siniri da geceriz dedim. Karabag sinirina gelmeden 15km kadar ilerleyince uzaktan gozuktu, neler oldugu. Peri bacalari dogal olusumlar malum diye biliyoruz ama burada da Peri Bacalarini gorunce, tam anlamiyla sok’a girdim. Malum Peri Bacalarinda 100sene evvel kimler kaliyordu bilmiyorum ama buralara da onlar yapmislar mi yoksa bu olusumlara yerlesmisler mi diye dusunmeye basladim. Yerin ismi Khor Dzor (Derin Vadi) diye geciyor. Otopark’tan asagiya vadiye inen bir yol var ama Vadi tabani cok derin, sallanan bir asma koprunun uzerindeyiz. Kopru bayagi yuksekte ama saglam, etraf magara evlerle dolu. Tamamiyle gizli vadi, bu kadar olabilir. Heryer magara ve kaya iclerine oyulmus mekanlarla dolu, goz alabildigine. Sanki savastan kacanlar burada saklaniyor gibi geliyor insana. Yazilana gore, 1950’ye kadar genis bir koy olarak kullanilmis, okulu kilisesi vs seklinde. Ilk kaya kiliseler de Kapadokya’daki gibi burada da kayalara oyulmus.Tarihi bin seneden fazla. 1500metre rakimda. Etkilenmemek mumkun degil, vadinin icinde yururken, ozellikle magara kiliseler cok guzel, hala korunuyor ve mum yakiliyor icinde.

Donus yoluna cikiyoruz, karanlik cokmek uzere, yine gaz bitti arabada. Buradaki arabalarin hemen hemen tamami Rus ucuz(ve kalitesiz) gaziyla gidiyor. Gaz istasyonlari inanilmaz gaz kokuyor 100-200metreden. Sehrin disina issiza kurulmuslar. Kompresorler surekli dusuk basincli gazi pompaliyorlar, araba basi 10 dakika suruyor. Avustralyali yol arkadasim ve sofor yemek icin birseyler bakiniyorlar.
Dunku yemegin agirligiyla bugun hicbir sey yemedim ama yine de ac degilim. Gozum bizim arabada. Gaz doldurmak tam bir kabus. Kuyrukta araba var ve gazin basinci dusuk oldugu icin sira gelmiyor ama sonunda biz de gidebiliriz artik, her 250km’de bir gaz doldurmak zorunluluk, hemen her araba icin. Yollar Erivan’dan beri cok kotu, tum Guney aksi (Iran rotasi) cukurlar ve tumseklerle dolu, yolun cok fazla kesimi bozuk. 100ncu sene buraya ugramamis anlasilan. Tatev’I nasil gosterecekler boyle J?
Hostel’e varisimiz geceyarisini geciyor. Bu gece DownTown Hostel’de yer olmadigi icin Theatre Hostel’e geciyorum. Ismi nereden geliyor bilmiyorum ama birinci kat dairesi (60-70m2 belki), 20’ye yakin kisiyi barindiriyor, saka gibi. Heryerde o kadar cok reklami var ki tam bir hayal kirikligi. Bu sefer ayirttigim single oda baskasina gitmemis, resepsiyona bakan genc uyuyor benim odada, sagolsun carsaf Verdi yeni, yatak sicak, sira bende, ama yatak cok sert, o kadar yorulmus ki bunye hemen uykuya daliyorum.

DAY1 – 15.08.2014 - ERIVAN YEREVAN ARMENIA ERMENISTAN


Gece 23:30 gibi variyorum Erivan havalimanina. Yeni ve sik, eski sovyet ulkelerinde alistigim gibi, eskisi yikilmis yenisi ayni yere yapilmis havasi var. Pasaport kontrolu hizli ve rahat, hicbir soru yok, burada da Iphone’u ile mutlu bir polis memuru pasaportuma bakarmis gibi yapip damgayi vuruyor ve disaridayim. Ilk olarak taxi’ye yetecek kadar parayi hemen orada acik olan bankadan bozduruyorum, sonra taksi bulmak icin disari cikiyorum. 



Havalimani taksileri belli, onun disindaki normal taksilerden birinin soforu ile konusuyorum. Pazarlik 5000 ile basliyor ben 2500e bitiriyorum. Sehire giden yol, eski kohne Sovyet zamani binalari ve gece klubu (kumarhane) dolu. Sehirin icine varinca ortam degisiyor, parklar, cesmeler, fiskiyeler ve binalar cok farkli bir sehir havasi veriyor gece isiklandirmasi ile. Downtown hostel merkezde ama tahmin etmedigim gibi, hostel ne temiz ne de hostel havasi var. 


Giris kat bir daire ve altindaki depo olarak kullanilan bir mekani hostel’e cevirmisler. Uzerine de overbooking olunca, kanape’de yatan insanlari gormek sasirtici olmuyor. Ben de overbooking kurbaniyim, tek kisilik odamdan oluyorum ve 12 kisilik odada kalmak zorundayim. Yatacak yer var ya gerisini dert etmem. Bir saat boyunca resepsiyon’dan info almaya calisiyorum, iyi ingilizce biliyor ama ben rusca konusana kadar hep kisitli bilgi. Konusma rusca’ya gecince, her tarafa hostel taxi (private hire) ve fiyatlarinin normal taxi’lerden cok ucuz oldugunu anliyorum. Karabag’a giden bir taxi’de yer oldugunu onlarla gidebilecegimi soyluyor, ama sofor’u arayinca cevap negatif. Neyse saglik olsun deyip, birinci gunu Erivan’da gezmeye karar veriyorum.
Sabah hizli bir kahvalti, yani peynir ve ekmek ve cay, hostelin light breakfast’i. Akabinde bir iki tam bilmedigim yeri resepsiyon’a sorarak yola koyuluyorum. Hostel’lerde ve tur sirketlerinde detayli bir harita var, ben herzaman harita bastirarak gittigim icin ben harita almadan direkt yola cikiyorum.
Ilk dikkatimi ceken haritada bircok yere Van ve Ararat adinin verildigini, Arapkir ve Malatya isminde semtler olmasi, belki baska benzer isimler de var ama bakamadim detayli haritaya, cunku Ermeni Alfabesi ile yazilmis. Sokaklarda dolasan insanlara bakiyorum, sanki Turkiye gibi. Bize bu kadar benzeyen, hep İtalyanlari, İspanyollari, hatta Yunanlari soylerler Turklere benzer diye.Dunya’da Turklere bu kadar benzeyen baska bir halk bulmak mumkun degil bence. Gerci Gurculer de bize benziyor ama Ermenilerin kadinini da erkegini de bizden ayirt etmek mumkun degil. Her biri Hamza Dayi, her biri Ayse Teyze. Genc kusak inanilmaz bakimli. Ozellikle kizlarin her biri Erivan sokaklarinda defileye cikmis gibi. ABD’deki akranlari Kim Kardashian gibi acayip sevimliler ve cok sekerler. Anadolu’nun o sicak terbiyesini aldiklari her hallerinden belli. Yuzyillarca beraber suren ortak yasam, kulturleri adeta esitlemis. Yemek isimlerinin cogu ayni: Basturma, biber, dolma, kedayif, hashlama, kyufta, lahmajoon, nar, patlijan, sujukh, vb. Kisnis derdi burada da suruyor. Ayni sekilde kendine has anlasilmaz alfabe derdi de. Erivan’in hemen her yerinde,  buz gibi sularin fiskirdigi fiskiyeli cesmeler var. Suya agzimi dayayarak,  kana kana icmistim dun. Hem soguk,  hem hijyen,  hem de hicbir Ermeni,  metal aksamini kirmamis henuz, cok ilginc 




Ilk hedefim Opera Meydani ve Opera Binasi. Hostel’den cikinca havanin ne kadar sicak oldugunu fark ediyorum, herhalde 30C.


 
Sokaklar tertemiz, heykellerle bezenmis, ayrica heryerde cesmeler var. Bazilari da sanat eseri. Suyun tadi gayet guzel, ilginc ama herkes sokaktaki cesmelerden su iciyor. Suya para kaptirma derdi yok burada. Binalarda kullanilan kirmizimsi toprak rengi dis kaplama inanilmaz yakismis, ermeniler gul Kurusu dedi renk icin.
Opera Binasi da baska bir sanat eseri. Biletlere bakiyorum ama 3 gun icinde yer bulmak imkansiz. Fiyatlar ise Avrupa’nin beste biri ya da onda biri fiyatina.
Opera Binasinin karsisina dusecek sekilde bir heykel parki (Cafesijan muzesinin bir parcasi olan) var, bu tam anlamiyla supriz. Acik hava muzesi gibi. 




Buranin hemen arkasi da Kaskat dedikleri, yukaridaki sovyetler birligi 50nci yil dayanisma anitina cikan bir yuruyen merdiven olan tepenin icine gomme seklinde insaa edilmis seyir teraslari sanat eserleriyle bezeli, ayni sekilde icerisi de muze olan bir yapi. 






Her katindan disari cikip sehire bakiyorum ve fotografliyorum, gerci oturmak yasak ama manzara da (arkada Agri dagi tum heybetiyle) seyir teraslarindaki inanilmaz tas isciligi ve heykeller inanilmaz guzel, ayni Ankara da Basganimizin yaptigi gibi, heryer heykel. Kaskat’in icerisindeki muzeler de farkli zevklere hitap ediyor. Kaskat denen bahce-merdiven-muze karisimi yoldan en tepeye variyor. Yukari cikmak dura kalka 20-30 dakik aliyor. Tepeye varinca Erivan'in tum mahalleri rahatca seciliyor. 




Kaskatlar dedikleri alan da enteresan bir icat. Sehre dimdik bakan ve karsisina Agri dagini alan bir tepe kat kat tiraslanip, kat kat icine girilerek bir guzel sanatlar ve muze kompleksi olusturulmus. Disaridan 35 derece sicakta tirmanilmasi imkansiz gorunen bu cokkatli cokmeydanli sistemin icinde zirveye kadar ulasan bir yuruyen merdivenler agi oldugunu vakitlice ogrenmemiz hayat kurtariyor. Her katta yer alan avlularda farkli bir konseptte duzenlenmis bir havuz-fiskiye-duvar ve heykeller birlikteligi var. Yine her katta, yapiyi saran Cafesjian muzesinin (sehrin en prestijli sanat muzesi) sergi salonlari var. Kompleksin tepe noktasinda da asil muze binasi icin insaat devam ediyor. Kisaca hic durmadan yukariya kadar direkt olarak cikan yuruyen merdiven kullanilabilinir.
Son katta devam eden insaat sebebiyle disaridan yukaridaki anita cikiliyor. Manzara dedigim gibi cok etkileyici Agri dagi tum heybetiyle arkada olunca kucuk Agri ile. Anit tipik soviet anitlarindan artik kaniksadigim, ruhsuz savas dostluk kahramanlik vs aniti.



Anitin karsisinda bir park gozume carpiyor, asagidan gordugum kizgin bakisli Kadin Heykeli bu istikamette olmasi lazim gerek deyip, caddeyi gecip dev park kapisindan giriyor ve parkin icinde yurumeye basliyorum. Eski bakimsiz ama tertemiz bir park. Hava sicak, yaslilar agaclarin altina uyuyorlar. 5-10 dakika kadar yurudukten sonra ultra-devasa Ermenistan'in Anasiyla karsilasiyorum. 


Apartman kadar bir kaide uzerine oturan ve elinde kiliciyla Agri Dagi'ni seyreden bu ananin temel islevinin Ermeni kultur ve karakterini yansitmak oldugu soyleniyor, Turkiye'ye karsi da bir nevi sehrin ve ulkenin muhafizi gorevini ustlenmis. Daha evvel uzerinde Stalin’in oldugunu okumustum, en az pos biyik Gurcu kadar sevimsiz, gelen gideni aratir, ya da guce tapan eski paganlar darken icimden, orada Diyarbakir veya Van turkuleri soyleyen ama dili biraz farkli hemso’lari goruyorum. Tipler benzer ama pek anlasamiyoruz, onlar rusca bilmiyor ben de ermenice. Turkce konussam anlarlar mi diye de icimden gecmiyor degil, neyse benimle makara yapiyorlar az biraz. Kafami kaldirip tekrar anita bakiyorum. Kaidesi hakikaten de cok buyuk. Merdivenlerden cikinca, kaide icinde bir kapidan iceri giriyorum, rusca konusunca para istemiyorlar, ruslara saygidan mi bilemedim. Savas muzesi anlamina gelebilecek bir ismi var muzenin. Iceride bir suru Karabag savasini anlatan fotograflar var, yazilarin hemen hepsi Ermenice, Rusca bile yok. Bir fotografta simdiki anitin eski (Pos biyik Stalin) ve yeni hali var. Muzeden cikmaya yakin, kadin soruyor nerelisin diye, Turkum deyince, sasiriyor kadin gorevli, geri gidiyor, halbuki anlatacak zannediyordum muze ile ilgili bilgileri. Cok gereksiz ve anlamsiz bir muze, hemen disari cikiyorum. Muzeni disinda, eski tank arazi araci ucak fuze var, tahminen Karabag savasindan. O kadar eski ve dandik ki, ama icerideki fotograflarla ortusuyor, herhalde gercektir diyorum. Muzenin oldugu park’in icinde bulunan LunaPark’in icinden gecerek disari cikiyorum. LunaPark’ta baska bir zaman tuneli, huzunleniyorum, o kadar eski ve virane olmasi ve hala calismasi sasirtici.
Simdiki hedefim kapali oldugunu tahmin ettigim ama yine de herhalikarda gitmek istedigim Meshur Muze. Bir taksi ceviriyorum (1500AMD) vererek yola koyuluyoruz. Muze kapali tahmin ettigim uzere ama ufak bir bolumu acik. Nerelisiniz? Turkum soru cevabimdan sonra hizlica hala acik olan bolumu gezip cikiyorum. Bana verilen bilgi, yeni(lenmis) bir muze olarak 2015’te 100ncu yilda acilacagi uzere. Muzenin ustune cikiyorum, park ve 2 adet anit var. Biri kubbe seklinde oval digeri de sivri. Sanki bir kazik atma isareti mi? Hummali bir calisma var, bir cok tas iscisi hem restore ediyorlar hem de taslari yenileri ile degistiriyorlar. Daha evvel okudugum her daim muzik yayini ile verilen agit tas kesme makinalarinin seslerine karismis durumda. 100ncu yila hazirlik inanilmaz boyutlarda, bunu sehiri gezerken de gozlemledim. Heryerde insaat ve resterasyon ve kapali muze/anit/serge var. 100 sene suren bir aciyi taze tutmayi becermek gercekten de saygiya deger, ya da politanin en guzel uyutani, Turkler bize toprak verecek, siz merak etmeyin alacagiz bizi secerseniz deyip, ulkenin en zengin 2nci veya 3ncu adami olmak da baska bir politika sanirim. Ekonomi bozuk, olsun biz Turklerden yakinda para ve toprak alacagiz, Rusvet ve yolsuzluk had safhada, merak etmeyin Turkler para verecek vs. Zor isler, Allah sabir versin.




Kompleksin disaridan gorunen kismi "anit", zeminin altinda ise muze bulunuyor. Anit, uzaktan gordugum tas stel'den ve her biri "kaybedilmis 12 Ermeni vilayeti"nden birini simgeleyen, dairesel temele oturmus 12 egik bloktan murekkep. Bu onikilinin ortasinda surekli yanan bir ates var. Ben oradayken yapilan tadilattan dolayi insanlar fotograf cekip kosa kosa ayriliyordu. Tas kesildigi icin goz gozu gormuyordu.
Tekrar muzeye geri donecek olursam, muzenin gezebildigim kisimlarinda hicbir cok etkileyici birsey olmadigi icin katil turkler barbar turkler, jon turklerin 3’u vs gibi brosurlerden baska birsey yoktu. Haliyle bana daha evvel okudugum yazilardaki kadar etki yapmadi. Bu arada giris koridorunda bugunku Turkiye'nin bir haritasi var uzerinde donemin Ermeni yerlesimleri isaretlenmis (yani harita boydan boya isaretlenmis), serginin devaminda da adi gecen illerin Ermeni topraklari olduguna dair bir vurgu var, zaten sergi salonunun cikisinda da Dogu Anadolu/"Bati Ermenistan" illerinden getirilmis topraklarin sergilendigi bir alan var. Su anda eskiden Ermenilerin yasadigi alanlarda kimin yasadigini bilmedikleri icin sanirim (ki yanildigimi ilerideki gunlerde anladim) Turklerden toprak talebine biraz gulumseme ile baktim. Bunun yerine Ermeni,Turk,Kurt,Suryani,Laz,Gurcu,Abaza,Cecen,Tatar 50 milletin huzurlu yasadigi bir cografyadan bahsedilmesi daha anlamli olurdu, bence. Neyse, yorum yapmaya gerek yok, gecmiste olanlar ortada, kimin nerede yasadigi belli, ama Ermeni politikacilarin da bazi seyleri sonuna kadar somurmeleri anlamsiz, cozum yerine, cozumsuzluge oynamak guzel bir politikaci cep doldurma taktigi.
Neyse muzenin kapali olmasindan dolayi tuttugum taksiciyi birakmadim, kisa bir pazarlikla 500AMD ile sehirdeki Cumhuriyet Meydanina dogru yola ciktim. Cumhuriyet Meydani cok guzel planlanmis ve Eski Sovyetlerde gorduklerim arasinda en guzellerinden biri. Bir kosesinde bulunan bina hem Tarih Muzesi hem de Milli Sanat Galerisi.



Iceriye giriyorum, ilk uc kat Tarih Muzesi, giris bileti 1000AMD. Butun muzelerde oldugu gibi burada da cogunlukla butun yazilar Ermenice, rusca bile yok. Ama rakamlarda bir degisiklik yok, en azindan o biraz fikir verebiliyor. Her odada 2 gorevli var gibi sanki, ogle molasi oldugu icin mi anlamadim ama cogunun hicbir bilgisi yok. Bu ne diyorum, ne yaziyor diyorum rusca, cok ortalama cevaplar veriyor, bastan savmaci. Anadolu topraklarindaki Kilikya Ermeni Kralliginin ( 1080 – 1375 ) tanitim panosu İngilizce. Cukurova ve Toros Daglarinda yasamis olan Kilikya Ermenleri,  19. y.y’dan sonra Fransiz Oryantalistlerinin kiskirtmalari ile,  bereketli topraklara tekrar sahip olabilmek icin,  hareketlenince,  Osmanli Yonetimi ile aralari acildi. Silahlar,  kuyumculuk ve el sanatlari,  bizde de gelenek olan,  altin ve para dizili basliklari izledikten sonra,  girdigim salonda, yine zorunlu goc fotograflari ve notlari ile karsilasiyorum. Fotograf cekmek kesinlikle yasak,  zaten her salonda gorevli kadinlar,  salona girer girmez,  oturduklari tabureden kalkarak,  burnumun dibinde,  benimle beraber adim adim geziyorlar. Ama yine de fotograf cekiyorum. Fotograflar cok vurucu. 100ncu yil muzesinde gormedigimi burada goruyorum ve fotograflar her ne kadar da aciklamasiz olsa da bu bolumdeki kadin gorevli daha bilgili ve anlattiklari (resimlerde alt yazi veya aciklama yok) beni bambaska bir boyuta tasiyor.
Ucuncu kattan asagiya dogru geliyorum, giris katta bizim butun hali ve kilim desenlerinin nereden geldigini hemen anlatan bir bolum var, tarih bilgisi icin yararli. Baska bir kosede,  yine,  Anadolu topraklarindaki,  Ermeni kent ve kiliselerinin 1915 oncesi ve son yillarda cekilmis fotograflari karsilastiriliyor. Hemen hepsi,  ilgisizlikten harabeye donmus,  tepelerdeki kiliselerin yerine TV veya GSM anten direkleri dikilmis. Bir kosede İngilizce olarak; “ Anamizin bizim icin agladigi gibi,  ben de Van icin agliyorum. “ yazili. Van’da Ermeni yasamini,  tarlalari surmelerini,  agaclara caput baglamalarini,  Akdamar Kilisesinin rolyeflerini,  gumus isciligini gormek mumkun.
Cikista bir ahsap kapi uzerindeki,  oyma isciligine takiliyorum son kez. Gercekten,  bir iscilik saheseri. Yuzyillar boyunca,  pesine dusen cok olmus,  Almanlar,  Osmanlilar’in elinden almislar,  anlayabildigim kadariyla. Mus’ta Ana Kehot Manastirinin kapisi imis.
Tekrar ikinci kata cikiyorum bu sefer milli sanat galerisi icin bilet aliyorum (800AMD). Asansorle en ust kata cikip oradan gezmeye basliyorum. Eger Rus diye bildigimiz ancak Ermeni olan Ayavzovski’yi begeniyorsaniz, en guzel eserlerinden birkacini, burada gorebilirsiniz. Diger meshur Ermeni ressamlardan ornekler de var. Ozellikle oryantalist tarzi benimseyen Suryenyants’in tablolari gorulmeye deger. Avrupali sanatcilar bolumunun hemen girisinde birkac guzel Boticelli de gorebilirsiniz. Ben hic anlamam resim’den ve ressam’dan. Uzun sure bir tablo’ya baktim sonra yanina gidince Ayvazovski oldugunu anladim, bir daha bir daha. Demek ki anlamadan da gezilebilinirmis
Muze binasindan cikiyorum, su anda sicaklik 38C, cok ozlemisim, icecek su ariyorum, ilk cesmedeki buz gibi su imdadima yetisiyor. Cumhuiyet meydaninin karsi kosesi Postane. Pul ve kartpostal alma girisimim olumsuz, pek az rusca bilen var yeni nesilde, calisanlar genc ve Ermenice bilmek zorunluluk.
Muze calisanlarindan aldigim lokanta tiyo’sunu degerlendirerek yakinlardaki bir lokantada yemek yiyiyorum. Menu bizim menu, hicbir fark goremedim, sadece ici fasulyeli dolma harici. Yemekler vasat ve yagli ama diger yandan da servis hizli ve fiyat cok ucuz.
Hizlica yemegimi yedikten sonra, bu sefer hedefim, Mavi Camii Gokmescit olarak bilinen sehirin tek camiisini gormek. 5 dakikalik yurume mesafesinde, yogun bir cadde trafiginin yani basinda sessiz sakin bir ic avlu ve Iran camiilerinden biri mavi cinileri ile. Hosuma gitti sessizligi. Turistler burada dinleniyor agaclarin golgesinde ve cati altinda. Huzur dolu bir yer. Minare, Iran’da gorduklerimin aynisi disaridan. Tek basina ve yanliz. 



Simdi yolun karsisindaki Pazar yerine gidiyorum, rehber kitaplarda ve haritalarda gecen ‘Puck Shuka’ kapali Pazar alani hedefim. Resepsiyon’dan buranin katakulli ile artik bir super market oldugunu ogrenince inanamadim. Malum turist kitaplarinda ve haritalarinda gosterilen bir yeri ortadan kaldirmak imkansizdir baska ulkede olunca. Ama burada olagan birseymis gibi guzelim eski soviet Pazar yerinin icine bildigimiz supermarket’I kondurmuslar. Moral bozucu bu haliyle. Ama eski esnaf girisin hemen solunda yer alan kor kosede, numunelik de olsa bir yer tutmuslar. Sebze / meyve (kuru ve taze) ve otlar/caylar/baharatlar satiyorlar. Kekik almak icin biraz ugrastim ama ne hikmetse bulamadim ama bu sayede bir cok cesit ot (baharat) deneme/koklama imkani da buldum.
Sirada daha evvel okudugum ama acik olup olmadigindan emin olamadigim butik bir muze var. Wood-Carving Muzesi. Kapali Pazar yerinin hemen yakininda, 2-3 dakika yuruyunce buluyorum. Ama sorarak, cunku ne Ingilizce ne de Rusca bir tabela gozume carpiyor. Yuksek bir apartmanin giris kati, muzeye cevrilmis. Giris 500AMD ama bilet disaridaki baska bir dairede kesiliyor, atolye gibi. Tahminen 100m2 ya var ya yok ama inanilmaz guzel tahta oyma eserleri barindiriyor. Kasiklar, dudukler, tabaklar, altliklar, kitap ayraclari neler neler var ve nasil islenmis inanilmaz. Ne yazik ki satin alma imkani yok hicbirini. Halbuki el isi de olsa belki satilir diye dusunuyorum. Motifler bizim oya islerini andiriyor, bazi motifler o kadar cok yakismis ki, fotograf cekip aynisini Pazar’da arayasim var ama imkan yok. Ermeniler’in genetik mirasi olmali,  oyma islerine yatkinligi. Birbirinden guzel ahsap oyma ornekleri,  kasiklar,  taraklar,  tabaklar,  katckarlar,  buyuk sabir ve ustalik ornekleri, ama ne bir nasil yapildigina dair video ne de fotograf ne de gosterim var, YouTube’dan baska cozum yok yine.
Buradan cikinca kosa kosa son muzeye yetismeye calisiyorum. Sergey Parajanov. Bu muze de yine buraya cok yakin. Ama muze 17 00’de kapandigi icin 16 :30’da orada olmaya calisiyorum. Kapi kapali, zili caliyorum, bekci kapandigini soyluyor. Rusca bilmek yine ise yariyor. 700AMD ve icerideyim. Yarim saat zamanim var muzeyi gezmek icin. Deli cilgin bir adammis Sergey Parajanov. Muze oldukca keyifli ve renkli. Sergei Parajanov (1924-1990) Ermenistan’in en taninmis film direktoru. Kariyerinin onemli bolumunu Kiev’de gecirmis. Escinsel oldugu icin Sovyet hapishanelerine bolca girip cikmis. Ancak muzede bu konu bir “karalama kampanyasi” olarak degerlendiriliyor. Escinsellik halen cok tabu bir konu. Dolayisiyla en iyisi bilmezlikten gelmek. Perestroika doneminde Ermenistan bu cilgin ogluna sahip cikmis, geri cagirmis ve kendisine bir bina yaptirmis. Bu bina simdi muze olarak hizmet veriyor. Parajanov’un olaganustu hayal gucunun urunleri olan meshur kolajlarina evsahipligi yapiyor. Filmleri arasinda basyapiti sayilan “Nar’in Rengi”ni mutlaka izlemelisiniz. Kisa bir gosterimi var muzenin icinde. Ermenice bilmeniz gerekmiyor. Film tamamiyla gorsellik uzerine kurulmus, dussel bir solen.
Muzeden sonra acele olarak hostel’e gidiyorum, ertesi gunun planini yapma zorunlulugu var. Hostel’e uc kere soylememe ragmen hala taxi ile bir gelisme olmadigini goruyorum. Amacim en uzak noktalardaki gorulecek yerleri gorebilmek yarina, bu da ya turla ya da taxi ile olabilir, araba kiralama alternatif disi. Bir kosu tur sirketlerinin programina bakiyorum, bana uygun olan tur yok onumuzdeki iki gun icinde. Tek alternative hostel’in ayarlayacagi taxi (ya da private hire – yani soforlu taxi). Hostel’e vardigimda yine ayni sorun, fazladan oda ve yatak satmislar yine bir suru kisi bekliyor. Onlarin isini halledip bana sira gelinceye kadar 1 saat gecti. Rotayi ciziyorum, telefon ediyoruz, fiyat 40000AMD, yaklasik 100USD. En iyi alternatif bir iki yolcu daha bularak bunu paylasmak. Bu sirada asagidaki odadan cikan Avustralyali bir genc seyyah, ben de o taraflara gitmek istiyorum beni de yaz diyor, ikinci kisi olarak. Sabah 06:30 kahvalti icin sozlesiyoruz. Avustralyali disariya cikinca ben de resepsiyon onunde mail’lerimi check etmek istiyorum, yine ayni sorular ve cevaplar, nerelisin Turkum, ne is yapiyorsun ? neden buradasin ? Turist, nereleri neden gezmek istiyorsun ? ve meshur soru, Ermeni katliamini Kabul ediyor musun? Sorular hep ayni sirayla geldigi icin problem yok, zaten firca seklinde oluyor, okulda milli guvenlik dersi tadinda ama bu aksam daha sanssizim, karsimdaki kiz doktorali tarihci ama para kazanmak icin geceleri resepsiyonist hostelde. Cattik mi belaya, 15 dakika’da kendimi zor attim odaya. Musteri miyim davanin sanigi miyim anlamadim. Sorgu sual bitmiyor, cevaplarimi begenmiyor. Sen benim gibi dusunsen bile kimse Turkiye’de senin gibi dusunmuyor diyor. Anlatiyorum, emiri veren 3 pasha’yi zaten oldurdunuz; ocunuzu aldiniz, Turkiye devleti 1923 su bu gak guk bu sefer Urartu diyor, bizim koyu de Sirplar kesti diyorum, Hamidiye diyorum, Hamidiye’nin suyu meshur, diyorum sen Turkiye’nin neresindensin, biz aslen buraliyiz diyor vs. Neyse zor attim kendimi odama. Bu kacinci buraya geldigimden beri. Ya rusca konusuyorum demeyeceksin ya da bu sorgulamaya tahammul edeceksin. Tabii butun hayatlarini bunun uzerine kurmuslar, Turkiye bizden ozur dileyecek, para verecek, toprak verecek sonra hersey iyi olacak, Turk bulursan affetme seklinde.

ERMENISTAN HAYASTAN GEZISI ERIVAN GEZISI



ERMENISTAN CUMHURIYETI

Baskanlik sistemi var
Cumhurbaskani: Serj Sarkisyan
Basbakan: Tigran Sarkisyan
Disisleri Bakani: Eduard Nalbandyan
Toplam Nufus: 3,5 milyon (2013)
Yuzolcumu: 29.800 km2
Baskent: Erivan
Resmî Din: Ermeni Ortodoks/Katolik Hiristiyan
GMYH: 4,9 milyar dolar (2005)
Kisi basina dusen GMYH: 1.625 dolar
Etnik yapi: Ermeni yuzde 97,9, Yezidi/Kurt yuzde 1,3,
Rus yuzde 0,5, Diger yuzde 0,5.

NASIL GELINIR :
GURCISTAN UZERINDEN : Su tarihlerde sinir kapali oldugu icin Pegasus : www.flygpgs.com uzerinden bilet alinarak Tiflis’e oradan da marshrutka veya aftobus ile (Dolmus/Otobus) ile Erivan’a gelinebilir 650km. Gurcistan’in baskenti Tiflis’ten Erivan’a taksi, dolmus, otobus, minibus ve tren var. En rahati yatakli gece treni. en hizlisi dolmus ve taksi. Dort kisilik bir taksiyi paylasirsaniz kisi basi 40 GEL’e 4.5 saatte Tiflis’ten Erivan’a ulasabilirsiniz. Ayni hatta minibusler 30 GEL. Otobusler eski ve yavas oldugu icin tavsiye edilmiyor. Ya da 19 :00 dan sonra (tam saat internetten bakilabilir) kalkan gece treni de bir alternatif ,sabaha Erivan ‘a variyor , gayet de rahat ve ucuz bir alternatif.
UKRAYNA/RUSYA UZERINDEN : Turkiye’den direkt ucuslar baslayana kadar, bu da alternatif bir rota, aktarmali olsa da uzun suruyor ama sonucta sehire 15 km mesafede olan havalimanina inmek buyuk bir kolaylik.
IRAN UZERINDEN : Sinir kapisi Kopan (Ermenistan)’a yakin olan Agarak var. Bu zor bir yol ve daglik bir yol. Erivan’a sinir kapisindan 8-10 saat arasnda ulasmak mumkun arabayla.
NE ZAMAN GELINIR?
Kis uzun suruyor, Van’da Agri’da hava nasilsa Erivan’da da benzeri olacak sekilde dusunmek lazim. Mayis-Ekim arasi cok ideal. Yazin hava sicak olmasina ragmen, kuru sicak
NEREDE KALINIR?
Booking.com’da otel bakarsaniz eger; otel sayisinin ve kalitesinin oldukca sinirli oldugunu gorursunuz. Ama yine de Erivan’da yeni otel sayisinda artis var gozle gorulen, malum 100ncu sene hazirliklari sebebiyle. Otel fiyatlari pahali, tahminen cok fazla opsiyon olmadigi icin. O yuzden uzun kalacaklara tavsiye ev kiralamak, hem ucuz hem de en kolay opsiyon. Hic bir sey yapamiyorsaniz erivan’in sanirim tek camisi olan meshrop mashtots sokaginda yer alan Mavi Camii’ye gidebilirsiniz.caminin arka kisminda ulkedeki muslumanlara et kesimi yapan kucuk bir kesimhane var.kasabi azeri asilli bir iranli,size yardimci olacaktir.ya da iranlilardan yardim isteyebilirsiniz.sirf bu isle ilgilenen iranli arkadaslar mevcut, 60-70USD gibi bir meblag’a kalabilirsiniz gecelik, kiralik evlerde
Benim gibi kisa sureli kalanlar icin hostel opsiyonu mevcut ama standartlar oldukca dusuk:
DownTown Hostel – 18Euro (Bir binanin 150m2 gunes almayan bir dairesini kres seklinde kullaniyorlar, iyi tarafi hem merkezi hem de ucuz taksi hizmeti(yani gunluk tur alternatifi) sunuyorlar, 2-3 kisi icin oldukca hesapli oluyor)
Hostel Theatre; 27, Tigran Mets Erivan ( 6500 AMD ) ya da 18 Euro (Birinci kat ufacik apartman dairesi, tam anlamiyla kogus, oturma alani bile yok, tek tuvalet tek banyo ve cok sayida insan – baska bir alternatifiniz yoksa)
OTOPARK: Araciniz varsa tominian-tumanyan  meydaninin altindaki otoparka birakin.oldukca ucuz.10 saati 1000AMD gibi bir mebag.tominian meydani oldukca genis ve guzel meydanlarindan bir erivan’in
HAVALIMANI: Gicir gicir bir havalimani, Turkler icin YESIL pasaport icin elektronik vize (internetten) ve ayni sekilde kapidan da veriliyor vize umumi pasaportlulara. Zannederim 8USD olmasi lazim. EU vatandaslari icin vize yok. Rus ulkelerindeki uygulamalar oldukca azalmis durumda, nereye geldin, donus bileti, giris formu, para declare etme, polis’e kayit olma yok giriste ki bu hala bir cok eski soviet ulkesinde surekli karsilasilan en buyuk dert. Ozellikle her sehirde polis kaydi ve onu cikista gostermek.Havalimanindan cikinca, sehire giden taksiler var, 17km trafik olmayinca 15 dakikada sehirdesiniz. Airtaxi olmasi lazim, renkli taksiler gorurseniz fiyati 5000RAM ama normal taksiler 3000e gidiyor. Ben 2500RAMa gittim, rusca farkiyla. Metro buraya kadar uzatilacak efsanesi var ama taksiler bu kadar ucuzken gerek var mi bilmiyorum.
ULASIM: Cok rahat. Taksiler bol ve ucuz. Taksimetre olayi pek yok. Fiyati onceden konusun. Aslinda gitmek isteyeceginiz bircok yer yurunecek mesafede. Ufak ve tertemiz metro hatti da var. Ya da farkli bir deneyim icin minibusler; heryere 100RAM, fiyatlar gercekten cok ucuz, cunku ulkede ucuz rus gazi ulasimda da kullaniliyor.
Erivan sehir ici minibus (100AMD)
Erivan – Echmiadzin minibus (250 AMD )
Erivan – Garni minibus ( 250 AMD )
Garni – Geghard taksi ( 3000 AMD / 1000AMD(rusca biliyorsaniz))
Erivan – Nor Nork troleybus ( 50 AMD )
Erivan - Kor Virap taksi ( 10000 AMD )
Erivan – Sisian minib
us ( 2000 AMD )
Erivan – Sisian – Goris minib
us ( 3500 AMD )

PARA BOZDURMA: Turkiye’de oldugu gibi her yerde doviz bufesi var. En rahat gecen para birimi dolar ama sokakta Turk Lirasi alanlara nadir de olsa rastlaniyor. Bankalar daha iyi fiyatliyorlar dovizi.
1 $ = 405 AMD ( Ermenistan Dram’i )

ERIVAN:
Havalimanindan sehre dogru yol alirken ilk bakista sehir pek guzel gorunmuyor. Mafya babalarinin para aklattigi bir dizi gece kulubu ve kumarhane goreceksiniz. Sehrin kalbine dogru yaklastikca yavas yavas manzara degisiyor. Gorkemli bulvarlar, Yerevanyan Nehri’nin uzerinden gecen hasmetli kopruler, ve Sovyet doneminde insa edilmis oymali tas binalar cikiyor karsiniza. Erivan’in en cok hosuma giden ve kiskandigim ozelliklerinden biri yesil alanlarin, parklarin yogunlugu. Bir digeri ise adim basi karsiniza cikan irili ufakli heykeller. Bunlarin arasinda en dikkat cekeni ve bence en itici olani Erivan’a tepeden bakan ve daha Sovyetler Birligi dagilmadan Stalin heykelinin yerine konan devasa boyutlardaki “Ermenistan Ana” figuru.
Ermeni Mimar Aleksandr Tamanyan,hamile esi ile birlikte yasadiklari ulke İtalya'yi terkedip Erivan'a gelmis.Erivan o yillarda kasaba gibi bir yerlesim alaniymis.Tamanyan'in esi bu durum karsisinda uzulmus ve cocugunu burada dogurmak istemedigini soylemis.Tamanyan da doguma kadar ruyalarinin sehrini yapacagina dair esine soz vererek Erivan'da dairesel bir mimari kullanarak Gunesin Sehri adini vermis.
Hava acik olunca koskocaman, karlarla kapli dag, kucuk Agri’yla birlikte karsiniza cikiyor. Agri Ermeni ulusal kimliginin ayrilmaz bir parcasi. Uzerine sayisiz siir yazilmis, sarki bestelenmis. Her yerde Agri tablolari, takvimleri gorebilirsiniz. Ermenistan’in milli havayolu Armavia’nin amblemi de Agri. Bircok Ermeni bir gun Agri’nin tepesine cikmayi dusluyor. Bunu yapanlar da var. Ne var ki bu bir toprak talebini filan ifade etmiyor, cok daha derinlerde, Ermeniler’in toplumsal maneviyati ile ilgili bir sey bu. Agri, bir yaniyla dinî motifler iceriyor. Nuh peygamberi, gemisini, tufani vesaire. Bir de hasretlerini, huzunlerini, duslerini simgeliyor. Aslinda bu konuyu kosemde ayrica degerlendirmek istiyorum. Bir de sunu unutmayin, onlar hava musait oldukca burunlarinin dibinde Agri’yi goruyor. Yani guncel yasamlarinin bir parcasi. Arada curuk dis gibi bakimsiz binalar, bir de orada burada terk edilmis pasli Sovyet doneminden kalma envai cesit hurdalar olmasa Erivan cok guzel bir Orta Avrupa kenti gorunumunde ve standartlarinda bir yer olabilir. Bana gore sehrin en buyuleyici noktalarindan biri Cumhuriyet Meydani. Meydanin etrafi Devlet Guzel Sanatlar Muzesi, Disisleri Bakanligi, Basbakanlik binalari ve Marriot Oteli ile cevrili. Hepsi Ermenistan’da cikan, insanin icini isitan pembemsi tonlardaki “Tuf” tasiyla yapilmis. Uzerlerindeki oymalar dantel gibi, egzotik ve cok tanidik (Bizde de en guzel tas isciligi Ermeniler ve Suryaniler’e ait degil mi?) Bu meydan, bircok ana caddeyi basta Opera Meydani olmak uzere sehir merkezinin diger noktalarina bagliyor. Eger Paris’teki bulvar kafelerini gordunuz ve sevdiyseniz, merkez veya Kentron’da bunlara benzer pek cok yer bulabilirsiniz. Ozellikle Opera Meydani’nin etrafinda bircok acikhava kafesi var. Turkiye’de de oldugu gibi kafelere genellikle gencler geliyor. Kizlar super bakimli, suslu, incecik ve guzel. Kisin buzda dahi uzun sivri topuklu ayakkabilarindan vazgecmiyorlar. Ama bu koket gorunuslerine aldanip da sakin laf atmaya filan kalkmayin. Ermenistan toplumu gayet muhafazakâr. Sovyet doneminden kalma entelijentsiyasi haric, evlilik disi iliski yasamaya iyi gozle bakan pek yok. Erkekler siyah giymeye, kafalarini kazitmaya, ve butceleri musait ise luks model ciplere binmeye pek meraklilar. Ataerkillik tam gaz suruyor. Ancak evlendikten sonra kadinlar evin esas patronu haline geliyor. Aile baglari cok kuvvetli. Cocuklara asiri duskunluk var. Tipki bizde oldugu gibi. Bu “tipki bizde oldugu gibi” lafini cok tekrarlayacagim zira Sovyet tortusunu kaziyinca buradan Anadolu kulturu fiskiriyor. Bunda sasiracak pek bir sey yok. Ermenistan halkinin yuzde altmisi Anadolu’dan gelme diyorlar. Bir suru hareketleri, yuruyus, mimik, hareketler ve unlemler cok benziyor, hatta kelime surdan-burdan, azicik-mazicik gibi tamlamalari bile var. Daha evvel duymadigim hicbir dilde.

ERIVAN NERELERI GORMELI:

CUMHURIYET MEYDANI:
Erivan'in en hareketli bolumu Cumhuriyet Meydani.Meydanda;Ermenistan Millî Galerisi,Ermenistan Tarih Muzesi,Disisleri Bakanligi,Ulasim ve İletisim Bakanligi,Hukûmet Binasi,Postahane ve Ermenistan Marriott Oteli bulunuyor.Bence meydani gunduz degil de aksam gormenizde fayda var.Klasik muzik esliginde suyun dansini izleyebilir isiklandirma ile yapilan guzel bir gosteriye tanik olabilirsiniz.Bu fiskiyelerin adi da "sarki soyleyen cesmeler" olarak geciyor.
ERMENISTAN MILLI TARIH MUZESI:
Cumhuriyet Meydani'nda bulunan Ermenistan Tarih Muzesi'ni ve Ermenistan Milli Galerisi'ni gormeden donmeyin derim.Ermeni tarihini,tas devrinden baslayarak gunumuze kadar anlatiyor.İceride bir suru calisan var ve neredeyse hepsi kadin.Fotograf cekmeniz yasak.Makinaniza davraninca hemen mudahale edip yasak oldugunu soyluyorlar.Muzenin eksik tarafi;İngilizce bilgilendirmenin yetersiz olmasi.Gorevliler de ingilizce bilmeyince tarzanca ve el yordamiyla anlasmaya calisiyorsunuz.Bu arada acilis saat 11:00 ve 18:00 de kapaniyor.Giris ucreti 1000 AMD.
DEVLET SANAT MUZESİ • Eger Rus diye bildigimiz ancak Ermeni olan Ayavzovski’yi begeniyorsaniz, en guzel eserlerinden birkacini, burada gorebilirsiniz. Diger meshur Ermeni ressamlardan ornekler de var. Ozellikle oryantalist tarzi benimseyen Suryenyants’in tablolari gorulmeye deger. Avrupali sanatcilar bolumunun hemen girisinde birkac guzel Boticelli de gorebilirsiniz. Giris katinda sergilenen cesitli manastirlar ve kiliselere ait panoramik fresklere de mutlaka zaman ayirin. Pazartesi gunleri haric saat 11.00’den 16.00’ya kadar acik. Giris ucreti 800 dram.
OPERA MEYDANI • Opera binasi oldukca gorkemli. Viyana’yi, Milano’yu aratmayacak kalitede operalar sahneleniyor, ustelik beste bir fiyatina. Opera Meydani ise Erivan’in kulturel ve bir anlamda siyasi kalbinin de attigi yer. Meydanda bircok kafe, heykel ve her seyden onemlisi civil civil hayat var.
KASKAT: Cafesijan muzesinin bir parcasi olan heykel muzesinin icinden gecerek ulasiliyor. Yukaridaki Sovyetler birligi 50nci yil anitina cikarken bir cok muze ve bahce teras barindiran cok farkli bir yapi. Her katindan disari cikip Erivan’I seyredebilirsiniz. Etkileyici tas oyma eserleri var heryerinde, keza bir suru dizayn harikasi eserler var di gosterimde. Icerisindeki muzeler de farkli zevklere hitap ediyor. Kaskat denen bahce-merdiven-muze karisimi yoldan en tepeye variyor. Yukari cikmak dura kalka 20-30 dakik aliyor.   Tepeye varinca Erivan'in tum mahalleri rahatca seciliyor. Hafif kafanizi  saga cevirip bakarsaniz da Agri dagi tum heybetiyle karsinizda.
ERMENISTAN ANA HEYKELI ve SAVAS MUZESI:
Gorulmese de olabilir esasinda. Kaskatin en yukarisina cikip, 50nci yil Sovyet anitini gecip karsidaki parkin icinde yuruyerek ulasiliyor ile birlesiyor. 5-10 dakika kadar yurudukten sonra ultra-devasa Ermenistan'in Anasi / Ermenistan Ana heykelini ve savas muzesi (heykel’in altindaki kaide’de). Bedavaya girmek mumkun ama bazen para (400 AMD) da aliyorlar, fotograf cekmek 500 Dram. Muze icerisinde olen askerlerin fotograflari,Azerbaycan ile yapilan savas ile ilgili kayitlar ve savaslarda kullanilan aletler sergileniyor.
BLUE MOSQUE GOKMESCIT MAVI CAMII:
Blue Mosque (Mavi Cami) olan camii Mashtots Caddesi ile Zakiyan Caddesi arasinda bloklarin arasinda kaliyor ama bir kapisi Mashtots Caddesi uzerinde. Cami 1765 yilinda Huseyin Ali Khan tarafindan yapilmis 1996 ve 1999 yillarinda 2 defa İranli’lar tarafindan restore edilmis. Gunumuzde Camiden cok bir muze islevi goruyor. Haftanin belli gunleri ve belli saatlerinde acik.
KAPALI PAZAR YERI (PUCH SHUKA):
Camii’nin tam karsisinda, eskiden soviet usulu kapali bir Pazar yeri olan bu alan simdi ne yazik ki sacma bir sekilde supermarket olmus durumda ama yine de bir kosesi hala sebze ve meyve standlariyla dolu. burada,  her cesit sebze,  meyve,  baharat,  cok guzel dizilmis,  tertemiz sergilerde teshir ediliyor ve sessiz.
WOOD- CURVING ( Ahsap Oyma ) muzesi – Gokmescit Mavi Camii’den yuruyerek 5 dakika mesafede olan bu cok yuksek katli bir apartmanin giris katinda olan bu yeni olusturulmus muze inanilmaz kucuk ama bir o kadar da etkileyici eserlere ev sahipligi yapiyor (500AMD)
PARAJANOV MUZESİ • Wood Curving muzesinden yine yurume mesafesinde, 3-5 dakika kadar, baska bir ilginc muze var. Sergei Parajanov (1924-1990) Ermenistan’in en taninmis film direktoru. Ancak Tiflis’te dogdu, kariyerinin onemli bolumunu Kiev’de gecirdi. Escinsel oldugu icin Sovyet hapishanelerine bolca girip cikti. Ancak muzede bu konu bir “karalama kampanyasi” olarak degerlendiriliyor. Escinsellik halen cok tabu bir konu. Dolayisiyla en iyisi bilmezlikten gelmek. Perestroika doneminde Ermenistan bu cilgin ogluna sahip cikti, geri cagirdi ve kendisine bir bina yaptirdi. Bu bina simdi muze olarak hizmet veriyor. Parajanov’un olaganustu hayal gucunun urunleri olan meshur kolajlarina evsahipligi yapiyor. Filmleri arasinda basyapiti sayilan “Nar’in Rengi”ni mutlaka izlemelisiniz. Ermenice bilmeniz gerekmiyor. Film tamamiyla gorsellik uzerine kurulmus, dussel bir solen. Muze her gun 10.30’dan 17.00’ye kadar acik. Giris 700 dram. Taksi soforune “Parajanov Tangaran” demeniz yeterli.
SOYKIRIM MUZESİ • Sehrin pek cok yerinden gorulebilir olan sivri ve uzun ince bir anit bize muzenin yerini isaret ediyor. Oraya toplu tasima yok, fakat uzerinde bulundugu tepenin eteklerinden gecen bir otobus var. Tabii ki de ilk gidilecek muze ama malum 100ncu yil nedeniyle muze bakimda su anda, 100ncu yilda acacaklarmis. Otobuse ya da minibus’e binip (sofore 100 Dram vererek), irmak uzerindeki ilk kopruyu gectikten sonra inip, sonrasinda 15 dakikalik bir tirmanisin ardindan mekana variliyor. Buranin orijinal adi Tsitsernakaberd. Kompleksin disaridan gorunen kismi "anit", zeminin altinda ise muze bulunuyor. Anit, uzaktan gordugumuz tas stel'den ve her biri "kaybedilmis 12 Ermeni vilayeti"nden birini simgeleyen, dairesel temele oturmus 12 egik bloktan murekkep.
Bu onikilinin ortasinda surekli yanan bir ates var.

NE YENIR/ICILIR:

Khash Corbasi
Khorovats
Tishvzhik
Karadut Votkasi
Konyak
(Istanbul’daki Ermeni mezelerini bosuna aramayin, taniyan bilen yok. Dogu/Ic Anadolu agirlikli menuler)

NEREDE YENIR:

CAUCASUS TAVERN: Kafkas Tavernasi'na (Caucasus Tavern, Hanrapetutyan No:82) turist dolu butun diger Ermeni yemegi lokantalari gibi ama fiyatlar makul. Genis, ferah bir alan. Dekorasyonda bir enteresanlik yok, fakat menunun zenginligi ve fiyatlar muhtesem. Gurcu ve Ermeni mutfaginin belli basli tum yemek, izgara ve tatlilari mevcut. Bunun disinda tabii ki tum etler sahane, yemeklerin neredeyse hepsi bizim mutfagimizda da olan fakat yer yer varyasyon kazanmis yemekler. Basturma, sujuk, tolma, pilaf, byorek, panir, su byoreki, ichli kiufta ve fasulya gibi isimler oldukca fikir verici olsa gerek. Yerel biralardan da sanirim en populerleri Kilikia ve Gyumri (Gumru). İkisi arasindan Gyumri, daha yogun tadi ve daha kopurcuklu olusuyla favori Ermeni biram oldu.


LAHMACUNUN KRALI: Memlekete bu kisa gezinizde hasret duyarsaniz mutlaka Tumanyan Caddesi’ndeki Sarkis’in lahmacun veya “Lahmajo” salonuna gitmelisiniz. Bir buyuk lahmacun, bir porsiyon iclikofte, bir de ayrani 1200AMD alabiliyorsunuz.

ANTEB (Eznik Koghabatsi Caddesi): Isminden de anlasilacagi sekilde kebap agirlikli, yine Turkiye yemegi ozleyenlere

KISA BİR TARİHCE

Erivan’in tarihi M.O. 8. yuzyila dayaniyor. Ermeni Bagratid kralliginin baskenti Erebuni’ye –bugunun Erivani- yakin kuruluyor. M.S. 9. yuzyilda Selcuklular’in eline geciyor ardindan 1387 Timurlenk’in istilasina ugruyor. 1513 ile 1737 arasi 14 kere Turkler ve Persler arasinda el degistiriyor. 1604’te Pers hukumdari I. Sah Abbas on binlerce Ermeniyi İran’a surunce kent nufusunun yuzde 80’ini Muslumanlar olusturuyor. 1828 Carlik Rusyasi kenti isgal ediyor. Ekim Devrimi’nin ardindan kisa bir sure bagimsiz kaliyor ancak ardindan Sovyet Rusya’nin egemenligi altina gidiyor ve modern halini aliyor. Su anki nufus 1,1 milyon.
Uygarl
iginin temelinin, M.O. 6 Yuzyil’da eski Urartu Kralligi’nin uzerine atildigi ve tarihi boyunca Roma, Pers, Bizans, Selcuklu ve Osmanlilar gibi pek cok devletin yonetiminde kalan, 1920 de Sovyetler Birligi’nin 15 cumhuriyetinden biri olan ve 1991′de cumhuriyetini kuran Ermenistan, İncil’e gore Nuh’un torunlarindan Hayk’in kabilesidir.