Showing posts with label Tajikistan. Show all posts
Showing posts with label Tajikistan. Show all posts

Friday, 19 September 2014

Day4 - 06.09.2014 - PAMIR Yolu Tajikistan - Ishkashim Market – Khorog - Dushanbe



Gercek Cile Yolu -- Dusanbe yolu- Anlatilmaz yasanir

Sabah güzel bir kahvaltının ardından Ishkasim'in dışında kurulacak pazar yerine doğru yola çıkıyoruz. Vardığımız anda hızla gelen bir araba yayalara çarpmamak için sanırım takla atıp sağımıza düşüyor. Ucuz atlattık. Pazar açılmamış, açıldığı bölgeye bir köprüden geçerek gidiliyor. Esasında bölge Tajikistan sınırları içinde ama Afganistanlıların gelip mal satmaları için böyle bir düzen kurulmuş. Torbalardan ve yazilardan anladigim kadariyla yine Aga Han’in isbirligi veya yaraticiligi ile. Afganistan tarafından gelen saticilari bırakınca askerler geçici olarak, renk geliyor pazara. Yüzler farklı, keza kıyafetler inanılmaz farklı. Pazar cok kalabalik ve 3 para birimi geciyor. Genelde ayni seyleri satsalar da, alim satim cok yogun. Pazarlıkla Afgan şapkası (beresi) ve posu/fular alıyorum, Afganistan'a gidince yabancılık çekmemek için.
Pazar'dan sonra ilk hedefimiz Khorog'a gidip Dushanbe'ye giden uçağı yakalamak ve yer varsa Dushanbe'ye geçmek. Daha evvel helikopter de olduğunu duymuştuk, sayımız da fazla olunca helikopterle gideriz en kötü dedik.
Khorog'a vardigimizda ikinci ucak kalkmak uzereydi Dushanbe'ye. Bazi gunler 1 bazi gunler 2 ucak seferi oluyormus. Ikinci ucak kalkma saatinden az once vardik, saat 14:30 gibi. AMA ucak dolu, 18kisilik olunca yer bulmak imkansiz, zaten 2-3 gundur ugrasiyoruz telefonla en azindan bir yer bulmak icin AMA sansimiz yaver gitmiyor bir turlu. Burada da sorumluyu ikna etme cabalarim sonuc vermiyor belki yarinki ucakta yer olabilecegini soyluyor. Bahsettigi ucak gunun ikinci ucagi yani var mi yok mu belli degil. Bilet var mi peki? Bugunden bilet yok belki yarin olacak ucak kalkarsa dusanbe'den ikinci sefer icin. Helikopter’i de zenginler kiralamis, o yuzden o da devre disi, kafamiz dagiliyor. Zengin darken, buralarda pek alisik olmadigimiz bir kavram gibi ama sonra aklimiza geliyor, Khorog’da gordugumuz ultra luks (uzaktan) Serena Inn hoteli geliyor aklima. Neyse Stan’larda ulasim boyle ne yazik ki. Saka gibi planli degil plansiz bir durum var. Bize soylenen bir hafta onceden biletlerin bittigi. Peki neden biletler karaborsa? Sebebi, devlet yollarini yapmiyor, yol varla yok arasında. O yuzden dunyanin en kotu yollarindan birinde 16 saat seyahat edip ucak bileti ile hemen hemen ayni parayi odemek var diger alternatif olarak.
Biz soforumuz var onunla gideriz derken kazin ayaginin oyle olmadigini biraz sonra ogreniyoruz. Soforumuzle herhalde anlasiriz bir sekilde ucak fiyatina diye dusunurken bize gidis donus fiyatina bir yolculuk onerince (4 kisi icin 800$) mecburen planimizi degistirdik. Sabah tanistigimiz Dusanbe ye gidecek olan ve araba ya ihtiyaci olan 2 Israilli backpacker’i aradik ve onlari planimiza dahil etmek istedik, 6 kisi olursak fiyat ucuzlar diye dusunerek onlari davet ettik. Ama onlar bizden daha ucuza baska bir jip bulduklarini soylediler. Sonucta biz onlarin planina dahil olduk. Adam basi 70Usd ye gidecegiz ama kelle koltukta o kesin. Yaklasik 3 saat aldi gelmeleri. Gelince bir de yemek yedi sofor ve arkadasi(yanina uyumamasi icin on koltuga arkadasini almis - butun gece uyudu). Arabamiz bu sefer daha buyuk bir jip (Toyota Land cruiser) 7 kisilik modeli. Ama tam da bizim soforumuz Mo’nun dedigi gibi cok yuksek sesle muzik dinliyor, surekli sigara iciyor, surekli mola veriyor. Tam bir iskence, bir de aldigi benzin bozuk cikinca yolculuk tam bir macera sekilde gecti. Khorog - Dusanbe arasinda bildigimiz anlamda bir yol yok. Cok bozuk bir dag yolu, ucurum kenari gidiyor yolun buyuk cogunlugu. Asfalt belki 30km de var onu da bir Turk sirketi yapmis. Gece dolunay isiginda nehir boyu ilerliyoruz. Nehir Afgan sinirini belirliyor kilometrelerce. Inanilmaz guzel bir manzara. Bazen ufak bazen buyuk Afgan koyleri var solumuzda. Yol cok tehlikeli ve muzik de cok yuksek sesli olunca uyumak mumkun degil. Sofor'un arkadasi horluyor, mecburen Ben devreye giriyorum, rusca biliyor sofor, onu uyanik tutmak icin saatlerce konusuyorum sonunda o pes ediyor, uyuyacak yer bakiyor. Oyle her yeri de begenmiyor, arabada uyumazmis pasa. Sonunda ucuncu yerde gozden kayboluyor, 1,5 saat sonra tekrar yine ayni yuksek sesli muzik, bozuk benzin, sigara ve ucurum kenari iskencesi devam ediyor. Saatlerce yol gidiyoruz, yolda polisler durduruyor, soforun taxi lisansi yokmus. Elini siktigi her polise 3-5somon veriyor. Rusvet diyor ne yapalim burasi boyle diye siritiyor. Vergi cok diyor memlekette.
Yol berbat durumda. Ya cipler var ya da Opel Astra lar. Astra fabrikasi Tacikistan da mi diye soruyorum sofore. Calistigi yerden sormusum, guluyor:-) parcasi cok ucuz bunlarin diyor, AMA soylemiyor neden ucuz oldugunu yedek parcasinin, Sonucta Tajikistan in kecisi :-) benim bildigim az da yakmaz ama şöför ısrarcı kokluyor benzini diyor, dağlarda ne dizel ne de gaz kullanıyor ovadakinin tersine.

Bu ulke tam anlamiyla sofor ulkesi. Sofor isen kralsin bu ulkede (digerlerinde de). Istedigin muzigi dinlet (biz 200 kusur defa ayni sarkiyi dinledik, defalarca uyarmamiza ragmen), sigara ic camlar kapali, on koltuga istedigini oturt, surekli dur kalk uyu vs. Bizim sofor haftada bir calisiyormus. Cok para kazaniyorum diyor, dedim biliyorum. Ucakla rekabet ediyorsunuz diyorum. Guluyor.
Muavin uyaniyor, karni acikmis, sabah kahvaltisi molasi veriyoruz. Zaten mola vere vere geldik, Eyvallah bir de kahvalti olsun. Kahvalti bitince tuvaletin yerini soruyorum, ilk sok tuvalette. Genelde kapi olmaz AMA tek tuvalet olur, yani tahtalarin arasinda bir delik. Bunda 2 tane var:-) bir de iki erkek hem buyuk abdest hem de koyu muhabbet :-) Ben iceri girince ikisi de çömelmiş olan adamlar el sallayıp selam verdiler:-) ne diyeyim iyi hela keyifleri:-)

Araba bozula bozula tam 16 saatin sonunda vardı dusanbe ye. Ben de oradan taksi ile 25,000som direkt sınıra devam ettim. Taksi de hem turk dizisi seyretmiş hem de TR ye gitmiş iki kişi vardı. Sayelerinde bütün Türk dizileri ile ilgili bilgim arttı aynı şekilde bol bol diktatörlerinden şikayet ettiler. Hatta birisi bu aksam ben de kal sana yemek yapayım sabah gidersin dedi. Biraz abartılı bir misafirperverlik hali.

Özbekistan'a geçmek için Tursunzade sınır kapısını kullandım. Tacik tarafı çok rahattı, hiç yormadan geçiriyorlar. Selamın Aleyküm Brat! Nasılsın Brat? Yine gel Brat! Bütün stan larda en çok kullanılan kelime bence 'Brat'. O kelime ruscaya eklenince sanirsin aile’den biri.
Çıktıktan sonra Özbek tarafına geçerken gezici döviz büfeleri var :-) gölgede göbeğini kaşıyan biri Özbek parası lazım mı diye sordu. Ondan biraz döviz aldım, kur 3000 karaborsa da ama olsun seklinde 2800'den. Özbek sınır kontrolü biraz uzun sürüyor, herseye tek tek bakılıyor. Çanta ve üst araması olagan. Cep telefonları laptop lar cd ler kitaplar aranıyor. Kitap, CD var mı ilk soru. Ne kitabı ikinci soru. Dini veya seksi bir kitap cd dvd broşür var mı yok mu sorusu bol.

Neyse bombos olan ve tek basima girdiğim gümrükten 40 dakikada çıkıyorum. Abartili bir guvensizlik hali hakim Ozbekistan’da.

Özbekistan topraklarındayım:-) sınır sehire uzak. Nasıl gidilir peki? Sınırın çıkışında bekleyen Taxi-dolmuşlarla. En yakın şehir Denou, 20-25 dakika mesafede. Oradaki otobüs terminalinden de başka şehirlere taksiler kalkıyor. Denov'a kadar 5000 oradan da 15000uzbeksom vererek termez'e geldim. Taksi’ler 4 kisi olmayinca kalkmiyorlar, o yuzden biraz zahmetli, ya da diger yolcularin parasini vereceksin. Yol bir mola ile 2,5 saat sürdü. Harita da uzak gibi gözüküyor ama esasında çok hızlı kullanıyorlar şehirler arasında. Herkeste radar detector var. Yuksek sesli müzik, sigara işkencesi de devam ediyor. Bir de sürekli birilerini arıyorlar, bitmeksizin. Anlaşılır gibi değil.

Sonunda baska bir taksi ile LP’de gordugum otele (Surhan Atlantic / 2227599) vardim. hem yer var hem de eski bir sovyet (ayni eski Intourist) oteli az rotuslu, hem de fiyati bedava (35000Uzsum) saka gibiJ Nostaljik eski Kazakhstan gunleri gibi. Tam film :-) Ozbekistandayiz ama oteli ruslar yonetiyor, cok eski bir jenerasyon, mavi onlukler, perma saclar, komik terlikler, yas ortalamasi 55-60. Sanki eski Rusya'da bir yerlerdeyim. Eşyalarımı bıraktım hemen dışarıda para bozdurmam lazım. Bir de internet lazım. Malum bu otelde Internet yok, zaten ülkede internet yok gibi.). Dışarıda bir taksi bekliyor, konuştuk Alişer’miş adı şöförün. Para bozdurmak için kimse bankaya gitmiyor, herkes pazarda bozduruyor ve kazık yemek mümkün çünkü memlekette bozuk para yok en ufak para birimi de 1000uzbsom banknote olunca 100$ için bir torba parayı saymak dert.
Neyse Aliser sağolsun bir arkadaşına götürdü. Bir bisküvi kutusu ile aşağı indi arkadaşı. Ici para dolu ama 500euro yoktur :-) ben 100Euro bozdurdum. Bütün ceplerim doldu. Alişer'in arkadaşı iki gun sonra yine gelirsin diyor Acele etme bozdurmak icin diyor tasiyamazsin hepsini. Turkcell(telia sonera) istiraki Ucell'den 10$'a, 1Gb internet ve dakikalarca konuşma. Özbekistan görece olarak daha ucuz diğer yerlere göre. 

DAY3-05.09.2014 - PAMIR Yolu Tajikistan - Bulunkul - Rashvika - Langar - Yamchun - BibiFatima - Ishkashim



Bugünkü rota esasında iki gün içinde yapacagımıza eşdeğer. Ilk programda iki gün seyahat edecekken programı bir gün kısaltıp sadece Cumartesi günleri Afganistan sınırında kurulan Ishkashim sınır geçişinin olduğu yerde kurulan pazara yetişmek amacimiz. Ben Afganistan’a gidecegim ama grupta oraya gidecek olan kimse yok.
Gölleri geçerek sınıra doğru güneye iniyoruz. Sınırı geçmememize rağmen sınırdaki askeri birlikte kayıt yaptırıyoruz ve Pamir nehri boyunca solumuzda Afganistan olacak şekilde ilerliyoruz. Manzara yine muhtesem, derin yamaclar karsilikli hem Afganistan hem de bizim tarafta. Göç zamanı oldugu icin, onlarca koyun, keçi be büyükbaş sürüsü yollarda önümüzde tozu dumana katarak ilerliyorlar, amaçları havalar çok soğumadan aşağılara inmek. Bundan sonra hep dere boyu gideceğiz 2 gün boyunca, bir taraf hep uçurum, diğer tarafımız dağ. Yol varmış bir zamanlar ama şimdi esamesi okunmuyor. Manzara inanılmaz güzel ve etkileyici. Boz, sarı, kurak ve karlı daglar var hem Afgan hem de Tacik tarafında. Rus askerlerinin uçuruma yuvarlandığı yerde fotoğraf çektiriyoruz.
Ilk durağımız Langar civarındaki eski devir duvar yazıları. Şöförümüz yeri biliyor, bu sefer daha eminiz bulacağımıza. Yürüyoruz köyün içinden, mezarlığın içinden çıkılıyor diyorlar. Mezarlık Müslüman mezarlığı ama ne hikmetse mezarlarda Ruslar'dan kalma bir alışkanlık olsa gerek mezarlarda fotoğraflar var (polaroid de var çok ince taş işçiliği de). Bir kaç grafiti benzeri haricinde duvar yazısı göremiyoruz eski dönemlerden ama alan eski bir nekropol o cok bariz ama kazılmamış defineciler tarafindan daha.
Daha sonra da eski caglardan kalma bir budist tapinagina gidiyoruz, yeni onarilmis. Buyuk bir kaya blogunun uzerine bir suru magara ve en tepesinde tapinak (ya da adak yeri) var.

Afganistan'dan gelen nehirlerin deltasına kurulmuş köy. Ilk kez yeşil bir köye geldik. Burada daha evvel hiç duymadığım ve okumadığım bir müzeye gidiyoruz. Bu vadi ve devami tamamıyla başka bir kültüre ev sahipliği ediyor, orada ilk kez cok sik jip’ler goruyoruz, ilk once askeri bir jip saniyorum. Ama dikkatli bakinca AgaHan Foundation’in yazisi var. AgaHan buralarin gercek koruyucusu ve butun kalkinma projelerinin arkasinda olan kisi (vakif/grup neyse). Sonrasinda da sik sik karsilastik zaten Aga Han ile. Bu bolge Wakhan Corridor olarak aniliyor, Ismaili yani Sufi inancının merkezi sayılıyormuş. Yanimiza muzenin kapi-kulu olan ailenin oglu Nazim’i aliyoruz. Müze olarak, buraların meşhur Sufi hocasının (Mubarak Kadam Wakhani (1843–1903)) evinin bir kopyasının olduğu eve gidiyoruz. Eve girmeden evvel de yine aynı hocanın yaptığı güneş saatini anlatıyorlar bize. Güneş saati (solar calendar) Nevruz'un tam zamanını gösteriyormuş ve her sene Nevruz'un başlangıcı da güneş saatine bakılarak yapılıyormuş. Müze içerisinde de hocanın öğretileri, yazdığı kitaplar ve hakkında yazılan kitaplar var. Geniş bir odada ibadet zamanı çaldığı yaylı sazları görüyoruz eski zaman evi içerisinde. Hazreti Ali başköşede. Çok Telli sazlarla kısa bir konser veriyor. Söz yok, hüzün var makamlarda. Ibadet zamanı çalınıyormuş sazlar. 
Hoca ölmeden bir sene evvel kendi mezar yerini yaptırmış ve beni buraya gömün demiş. Hem mezar yerinin fotoğrafı hem de hocanın 40 gün geçirdiği Çilehane'nin fotoğrafı var. Ziyaretçiler anlasın diye Çilehane'nin bir benzerini yapmışlar dışarıya. Çok ilginç bir deneyim oldu müze.



Dışarı çıkınca yol boyunca ilerlerken Karl Marx ve Angels yanyana sag tarafımızda, tahminen 6,000 üstü zirveler. Ismini hala değiştirmemişler. 
Yolun altından yukarıda bir tepede bir kale gözüküyor kıvrıla kıvrıla yol yukarıya çıktı ve biz kaleye ulaştık. Bütün vadiye hakim hala ayakta kalabilmiş bir tepe. Tahminen diğer bütün kaleler gibi bunu da Ruslar Afgan savaşında gözetleme amaçlı kullanmışlardır. Yamchun olması lazım kalenin ismi.

Az ilerisinde meşhur sıcak su kaynağı BibiFatima var. Dağ yarığında nehir dibinde sıcak su çıkan yerin etrafını çevirmişler, çocuğu olmayan kadınlar için bir şifa yeri(ymiş). Giriş 2-3$. Kadınlar ve erkekler ayrı ayrı alınıyor içeri. Keyifli bir deneyim 10 dakika için olsa bile. Su gayet sıcak, çocuk sahibi olmaya çalışan yok aramızda o yüzden 5 ritüeli yapmadan çıkıyoruz içeriden.
Bizim sıramız gelene kadar bizden hemen sonra gelen kadınlarla muhabbet ediyoruz. Daha doğrusu onlar soruyor biz cevaplıyoruz. Bir de fotoğraf çektirmek istiyorlar. Müslüman bir yerde biraz ilginç bir durum. Ilk o zaman dikkatimi çekiyor gözleri. Gözlerin çoğunluğu renkli ve geneli çok açık mavi. Suratlar güzel, Boyunlar uzun ve herkes ince. Şöför durumu anlıyor, buralarda ne yazık ki böyle diyor, biraz farklılar diyor fotoğraf için. Haklı fark çok büyük. Zaten Pamir'in Wakhan Corridor'da Vadisinde hep aynı kadınları göreceğiz, güzel uzun ince ve alımlı aynı zamanda hayatın merkezinde. Çoban olarak bu kadar çok kadını başka hiçbir ülkede görmedim, restoran - otel - market işleten de keza. Dini olarak Sufi (Ismaili) inancini benimsemisler. Belki de o yuzden.

Bugünkü son durağımız Ishkashim. Köyün tahminen tek oteli olan Hanis GuestHouse’da kalıyoruz. Ev sahibi Vadi, cok becerikli ve ingilizce biliyor. 20$ oda kahvaltı ve yemek. Otel dolu iyi ki yer ayırırmışız. Alman Fransız Italyan Iranli Israilli Isvicreli turistler var. Herkes yarın kurulacak pazar için orada. Akşam yemeğinde ve akabinde yolculuk anıları anlatılıyor. Herkesin farklı bir hikayesi var, Rus kızlardan sıkılıp kafa dağıtmak için Dusanbe'ye gelip iki haftadır tek başına dağlarda kiraladığı motosikleti ile gezen Milano'lu Steffano mu yoksa Alsace bölgesinden tek başına Osh'a gelip oradan otostop ile Pamir'e geçip orada tek başına yürüyüş yapan Guillam mı ya da tek başına Isviçre'den jip'iyle gelmiş olan teyze mi? Hikaye bol, gece kısa.

DAY2-04.09.2014 - PAMIR Yolu Tajikistan - Murghab



Sıcak bir duş ve akabinde yolculugun ilk kahvaltısi, ekmek, reçel, tereyağı, omlet ve yeşil çay. Bu stan’lardaki kahvaltı menüsü standart, genelde böyle belki fazladan meyve oluyor. Peynir veya domates cok ender sofraya geliyor.
Murghab'da pazar var. Konteynerların içimde kendilerine göre planlı bir pazar var alış veriş için. Yolculuk boyunca su en büyük problem. Bol bol su bisküvit ve meyve alıyoruz. Para bozduruyoruz sokakta ve orada anlıyorum ki buralarda Euro'nun pek bir kıymeti yok. Çok düşükten bozuyorlar, neyse zaman yoktu bozduracak gelmeden, yapacak birsey yok. Birbiri ardına gölleri geçiyoruz sağımız ve solumuzda. Çok büyük bir tuz gölünü de öğle yemeğinden sonra.
Yol üzerinde biryerlerde eski devirlerden kalma duvar yazıları olması lazım. Öyle okumuştum. Şöförümüze söylüyorum onayı da alınca gruptan iz yol ve tabela'nın olmadığı bir coğrafyada bulmaya çalışıyoruz gideceğimiz yeri. Yarım saat 45 dakika olması gereken yerde arıyoruz duvar yazilarini ama nafile bir çaba. Gidecek olanlara tavsiye, üstüste konulan taşları takip etsinler, yazılar bir mağaranın duvarında az yukarıda. Yazıların olduğu yerde de eski bir tabela var. Bizden evvel gelen turist’lerin rehberi bize fotograflarla gosterdi nerede oldugunu.
Öğle yemeği için seçtiğimiz yer Alichur. Isimler hep Turkce Cunku Pamir halkı Kırgız kökenli, chur cöl demekmiş. Alichur nehrinin kıyısında balık yiyeceğimizi hayal ederek 2 restorandan birine gittik. Hava soguk, baliklar kacmis, neyse etli patatesli ve lahanalı güzel bir yemek yedik. Yine dolarla ödeme yaptık. 3$. Yemek sonrası tuvalete gidenlerin görüntüsü muazzamdı :-) Tuvaletlerde kapi genelde kullanilmiyor, hela desem daha iyi, ya da cukur.
Yemekten sonra tuz golune vardik, manzara etkileyici daha sonra da önce Bulunkul sonra da Yeşil Gol’e / Yashilkul Gölü'ne gittik. Manzara muhteşem. Yukseklik +3700metre. Gölün yanındaki iki Kazakistan plakalı cipin yanına park ediyoruz. Kazakıstan'da yaşıyan yaşlı bir Alman ve daha genç bir kazak karısı ve yaşlı 3 Alman çift var, Kazakistan'dan gelmişler o aksam orada kalacaklarmış. Onlarla konuşurken benim seyahat arkadaslarımın baskısıyla mayomu giyip 3727metrede gole giriyorum. Buzlu su soğukluğunda ama ekip ruhunu bozmak olmaz. Fonda BeachBoys çalıyor Andy motivasyon niyetine. Neyse ki cok kalmiyoruz. Cikinca hemen giyinip, guneste isiniyoruz. Gunes batmadan, Bulunkul’a geri donuyoruz. Aksam hemen gölün arkasındaki Bulunkul'da kalacağız. Bu sefer akşam yemeği ve sabah kahvaltısı 20$. Hava kararmasıyla beraber sıcaklık eksi derecelere düşüyor. HomeStay'in sahibi yakıyor sobayı. Tezek kokar diyor ama etrafta ne ağaç var ne kömür tabii ki de tezek yakıyorlar. Konuştukları dil yine Türkçe ama biraz daha değişik ama anlaşılıyor. Pamir'lerde hep Türkce duyduk sonuçta. Nüfüs az ama kırgızlar yaşıyor yoğunlukla. Çay içiyoruz akşam yemeğinde yediğimiz balığın arkasından. Cayla beraber laf lafi aciyor. Televizyon gormuyorum etrafta ama yine Turk dizileri ile baslayan bir muhabbet var. Ama ilginc iki bilgi veriyorlar. Daha evvel Turkiye’den bir kiz gelmis bisikleti ile gectigimiz haftalarda / aylarda, Gurkan Genc’i hatirlamiyorlar. Bir de buralardan Turkiye’ye gidenleri sordular. Sonra hatirladim Van’a yerlestirilen, TRT’de gordugum, Pamir Turkleri sanirim. Hemen benzerini soylediler, Dogu’da daglarda yasayan bir asiret varmis Pamir’den diye. Neyse uykumuz geliyor, hep beraber yan yana aynı odada kalacağız. Odanın camları çift cam ama yine de içerisi ısınmıyor. Kışın bu odada bütün aile yatıyormuş en çok ısınan yer burası olduğu için. Kat kat yorgan ve döşek seriyor ev sahibi. Odanın içi herşeye rağmen ısınmıyor. Yazılana göre ülkenin en soğuk yeriymiş. Altımızda buzul olmalı. Akşam kurt ve köpek atışması uyutmadı. Mecburen tuvalete kalktım. Hela eski usul tahta kulübe içinde delik ama bu sefer kapısı var. Birilerine selam vermeden tuvalette kalmak mümkün. bir sürü ev için yapılmış ama evlerin az ilerisinde, hacethane, ama hava soğukken zor oluyor:-)

DAY1-03.09.2014 – ILK DURAK OSH KIRGIZISTAN – KYZYL ART PASS – KARAKUL - MUGHRAB



Uçaktan indim, sonunda Osh'a vardım. Sabahın erken saatleri ve amacım çok hızlı bir şekilde Oshguesthouse'a varıp, GBAO (Pamir Özerk Bölgesi) permit'ini alıp beni hala bekleyip beklemediğini bilmediğim gruba yetişmek. Taksi ile pazarlık 10 dolardan başladı, 2 dolar da bitti. Hesapta 10 dakika sürecek yol bir saat sürdü, şöför hem gaz doldurdu arabasına hem de adres bilgisi olmadığı için şehir turu attırdı ama iyi de oldu şehiri görmüş oldum, eski ve köhne bir Sovyet kasabası, ilginc bir sekilde sokakta dolaşan atlar var. Oshguesthouse'a vardığımda bana çok yardımcı olan kişiyi de görmüş oldum. Bir değil esasında iki kişilermiş. Omadillo ve Hacı Abi. GBAO Permit'imi aldım, 65$, esasında 10$ konsoloslukta ama konsolosluklar vermiyor ve almak mucize. Kısaca Pamir'lerde turist olmak için çok ısrar etmek ve her turlu yolu denemek gerekiyor. GBAO Permit'imi aldım ama dun ben ucagi kacirinca bensiz yola cikan ve su anda Tajikistan sinirinda beni sınırda bekleyen jeep'teki arkadaslarıma nasıl gideceğim. Ulkede toplu tasima olmadigi icin her yere sadece araba ile bir ulasim var, onun da taxi dolmus (kucuk) versiyonu sadece sabahlari calisiyor. Kisaca aliskin olmadigim bambaşka bir problem. Sağolsun Hacı Abi de Omadillo da YINE inanılmaz yardımcı oldular. Hem oraya gidecek, adrese teslim Taxi dolmuş ayarladılar, hem de Taxi geç gelince de şöförün yanına gidip bir hata yapmasın sofor diye beklediler. Şaka gibi ama 3 saat sürdü taxi'nin gelmesi 5 dakikalik mesafeden. Müşterilerden biri pazar alışverişi yapıyormuş. Onu bekliyormus. Ama hacı abi bırakmadı ve getirdi şöförü sonunda. Ben acaba hala beni bekliyorlar mı diye düşünürken, sağolsun Hacı Abi de Omadillo da panik yapmana gerek yok o jeep sensiz yola çıkmayacak dedi. Ben de o moralle beni sınırda 3170 metre irtifada olan Sary Tash’a doğru yola çıktım. Taxi’ye binince yanimdaki cocugu fark ettim, uzamis sakallariyla. O da benim gibi sırt çantalı ama gercek bir çılgın. Çek Cumhuriyeti'nden Lukasz. 3 aydır geziyormuş. Telekom mühendisi. Işinden sıkılmış, ücretsiz izine ayrılmış çok az bir bütçe ve bol bir zamanla hem Çin Kazakistan Moğolistan Kırgızistan gibi ülkeleri geziyor hem de trekking yapıyor kaldığı ülkelerde. Öyle haritası da yok, bildik manada. Halbuki internette bütün Sovyet kartografik haritaları bedava ve çok detaylı. Yolculuk 2.5-3 saat sürdü mola ile ama Lukasz sağolsun hiç sıkılmadım. Eski Sovyetlerde gezenlerin hala en büyük derdi olan registration yani bir otele kayıt zorunluluğunu nasıl hallettiğini sordum, bayağı güldürdü beni verdiği cevaplarıyla. Bir ara ihtiyaç molası veriyoruz, Sovyetler'in meşhur Lenin Peak Tepesi ilerimizde basini gosteriyor, muhtesem, 7134m. Lukasz oranin ana kampina dogru yuruyecek, haritasi yok, ana kamp kolaydadir diyor, nasilsa bulurum. Sonunda Sary-Tash a vardığımızda beni şöförümüz Mo (+996558000820 / pamir.mah75@mail.ru) karşıladı. Çok güzel Türkçe konuşuyor, yıllar evvel Türk şirketinde çalışmış söylediğine göre ilk Türkçe konuşan turist benmişim. Jip'i çok güzel, temiz bir Mitsubishi 4 kişiyiz yolcu olarak. Iki delikanlı Polonya'nın kuzeyinden. Bir de Irlandalı yol arkadaşımiz var. Hazırız Pamir Highway, Pamir Yolu bekle bizi. Sınıra doğru yola çıktık, herkes aynı şeyi düşünüyor sanırım. Sınır açık mı yoksa bize söylenen gibi kapalı mı? Ilk sınır Kırgız tarafı. Çok hızlı geçiyoruz, şöförümüz sağolsun :-) sınırdan çıktık ama Tacik sınır geçişi nerede? Şaka gibi ama 10-12 km gittikten sonra gördük. Bu kadar geniş No mans land ve bu kadar iki sinir arasinda yukseklik farki görmemiştim. Tekerin patlasa ya da hastalansan ne yapacaksin, bu kadar genis alanda. Git git bitmedi. Hep yokuş yukarı çıktı yol Tacik sınırına varana kadar. Tacik sinirina vardik ama sinir kapali, bildigin kilitli, neyse ki soforumuz var J Sınır esasında askeri bölge, gumruk kontrolu şu bu vesaire yok. Sadece r… istiyorlar gorevli subaylar. Birer d… herbirine. Daha evvel kadinlara musallat olduklarini okumustum askerlerin ama bu sefer aramizda kadin yok, yine de her biri gelip cipin isine bakiyor, acaba diye J Bu sınırda sadece askerler var diğer sınır da olduğu gibi. R… işimizi kolaylaştırıyor ve Tacikistan'dayız :-) yolculuk şimdi başladı :-) 
Sinirda beklerken hep beraber disari cikiyoruz. Herkes nefes almakta zorlaniyor. Şaka gibi herkes sen de mi diye birbirine soruyor. Biraz göğüs ağrım var, yükseklik hastalığı belirtisi malum. Diğerleri bir gün Sary-Tash'da (+3000 metrede) dinlendiler  vücutlarını alıştırdılar ama benim zamanım yoktu, haliyle bu kadar hızlı yükselince oksijen azlığı akciğeri hazırlıksız yakaladı. Hemen Tajik sınır birliğinin arkasında 4280 metrede Kyzyl-Art geçişinde dışarı çıkıp fotoğraf çektiriyoruz, güneşli ve soğuk, bu kadar uğraşın sonunda girdik Pamir Yoluna. 
Adi PAMIR HIGHWAY M41 adi ustunde otoyol ama yollar asfalt değil, micir bile degil. Ruslar Afganistan'a kolayca müdahale edebilmek için meşhur Pamir yolunu oluşturmuşlar diye okudum. Крыша мира, dunyanın çatısı adı üstünde. Inanılmaz yüksek bir yol, 1000km civarında 4,000metre altında ve üstünde gidiyorsunuz. Araba ile geçilen en Yüksek nokta 4655metre ile Akbaital Pass. 
Ilk durağımız Karagöl (karakul). 3914 metrede dev bir meteor'un oluşturduğu bir göl. Öğle yemeği için HomeStay'e geliyoruz. Hava güneşli ama çok soğuk yüksek irtifadan dolayı. Etrafta çocuklar oynuyor. Yukselik dolayisiyla yesillik namina pek birsey yok, koy’de evler catisiz, disarida bir iki tuvalet var, eski usul. Gölün kenarına gidiyoruz. Polonyalı yol arkadaşlarımdan biri gölde yüzeceğim dedi, gerçekten de su çok soğuk dışarısı da aynı şekilde ama fırsatı kaçırmıyor, göl'e giriyor. Bağırış çağırış ve suya yarisina kadar giriyor ama hepimiz neşeliyiz, bir daha ki göle beraber gireceğiz. 
Göl dönüşü Home Stay'de öğle yemeği bekliyor bizi. Yeşil Çay artık bütün yolculuk boyunca sofrada olacak. Göreceğim 4 ülke boyunca genelde çay isteyince hep yeşil çay geliyor sofraya. Ilk yemeğimiz etli ve sulu noodle. Daha evvel okuduklarımdan dolayı biraz tereddütle yiyiyorum. Ishal olmak da var daha yolun başında. Adam başı 3$ ödeyerek kalkıyoruz masadan. Buralarda para bozdurmak hemen hemen imkansız olduğu için birlik deste halinde USD taşımak çok mantıklı. Euro ise tam anlamiyla gecersiz para birimi. Karagol'den sonra yola devam ediyoruz. Manzara cok etkileyici bakmaya doyum olmuyor. Surekli arabayi durdurup forograf çekiyoruz. Yolculuğun en yüksek noktası, herhalde dünyada araba ile çıkılan en yüksek noktalardan biri olan 4665 metre yükselikteki Ak-Baital zirvesinde de bir fotoğraf molası veriyoruz ama yol arkadaşlarım büyük bir ihtiyac molasına dönüştürüyorlar rekorlar kitabı için sanırım:-)
Hava kararmaya yakin Murghab'a vardik. Pazarlıkla 4 kişi için iki oda alıyoruz adam başı 15$ Kahvaltı dahil. Burada sicak suyu olan bir otelde kalacagiz. Sehrin tek oteli. Otelin içi karanlık, ama ampuller yanıyor. Çok elektrik gitmesin diye 10watt ampullerle aydınlanıyor otel. Ama sıcak su var, dus var ve tuvalet içeride ki ilk kez görüyoruz. HomeStay’lerden cok farkli bir luks J Odada isitma yok, hemen uykuya daliyorum.