Showing posts with label Uzbekistan. Show all posts
Showing posts with label Uzbekistan. Show all posts

Friday, 19 September 2014

Day10 - 12-09-2014 TASHKENT – FERGANA VALLEY - OSH



Elimi kaldırıyorum ilk arabaya Kuyluk Bazaar kaça gidersin diyorum. Memlekette herkes taksici olarak çalışıyor. Eğer arabanız varsa tek yapmanız gereken Metan gazı doldurup şehirde gezinip müşteri toplamak. Fiyatta anlaşırsanız yola devam, bir de eğer turistler de varsa, malum fiyat 5 katı. 
Ülkede her yerde chevrolet ve daewoo yeni arabalar görüyorsunuz. 2 ayrı fabrikada bir kaç model üretiyorlar. İşgücü çok ucuz olduğu için de fiyatları çok ucuz. Metan gazı da ucuz olunca çok ucuza seyahat ediyorsunuz hem de konforlu.
Kuyluk Bazaar, Andijan arabalarının kalktığı merkez. Yine Taxi ile 5-6 saat yol. Bugun hedefim Kirgizistan’in Osh sehrine gitmek ve yarin sabah ki THY ucagini yakalamak. THY’nin Tashkent ucaginda yer yoktu, Bishkek ve Osh ucaklarinda yer vardi. Bishkek’e gitmek 1 gun suruyor, Kazakistan uzerinden, cunku gumruk kapali yillardan beri. Acik olan tek kapi Osh. Ama o bile gunde 8-10 saat acik, gectin gectin, gecemedin, yarina. Gumruk kapilari 18:00-19:00’da kapandigi icin acele ediyorum. Malum Kirgizistan ve Ozbek sinirlari araba ve insane trafigine kapali, sadece diger pasaportu olanlar yuruyerek gecebiliyor. Andijan yakınlarımdaki sınır kapısı Dostluk, abdürd bir isim, 3-4 sene evvel Osh için birbirlerini öldüren sınır bölgesi.
Yarim saat musteri bekledikten sonra yola çıkıyoruz. 45000uzsom tam sınıra kadar götürecek şöför ama yolu bilmiyor klasik artık. Ama araba çok rahat yine Özbekistan yapımı chevrolet ama daha geniş.
Yol problemli Fergana Vadisi'sinin içinden geçiyor. Dere boyu sınır yine, onu takip ederek gidiyoruz. Tren yolu çalışması var. Andijan'a doğru. Eski sovyetlerde tren yolları sınıra göre değil topografya ve kısalığa göre imiş. Haliyle şimdi kurulan diktatörlükler aralarında anlaşamadıkları için bütün sınıra yakın olan demiryolları atıl kalmış ve kullanılmıyor. Aynı şekilde bütün yollar yeniden yapılıyor. Duble yol yapilacak bir iki seneye kadar ve bu yol cok hizla gidilecek ama şimdilik bayağı tehlikeli, kamyonlar ve onları tek dar şeritte sollayan sollayana. Yolda sürekli kontrol noktaları var. In aşağı pasaportu ver kayıt ol devam et. Sonunda Andijan’a vardik, benim elimdeki gps sagolsun. Ama yasli soforumuz beni sinira goturmeyi red edince, ben de 30000Uzsom verip baska bir taksi ile sinira devam ettim, 40km 23000Uzsom. Yolda bu sefer ki sofor cok keyifliydi, 2 karili, cok cocuklu, 3ncu esine hazirlanan namazinda niyazinda bir sofor. Cok eglendirdi beni, 5 vakit diye diye getirdi sinira. Sinir’da hic basima gelmemesi gereken bir olay geldi. Dostluk Sinir kapisi bombos, malum sadece yabancilar giris cikis yapiyor. Ozbek tarafi cok ama cok rahatti. Normalde giriste doldurdugum (Afgan sinirindan gelirken), deklarasyon kagidi yok, ariyorum heryeri bulamiyorum. Normalde cezasi agir, ama butun otel kayitlarim mevcut, buna ragmen tedirginim. Merak etme diyor gorevli, digeri de cantama bakmadan yolluyor. Allah Allah, ne oldu bu Ozbeklere diye dusunmeden edemedim J Kirgiz tarafinda zaten polis bile yok, ileride bir polis buldum, oyun oynuyordu, o damga vurdu ve girdim Kirgizistan’a.

Day9-11.09.2014 KHIVA TASHKENT



Bugun Khiva nin disinda bulunan tarihi kaleleleri geziyoruz, Brian’la beraber. Khiva cok eski bir yerlesim oldugu icin, Khiva’nin disinda islevini coktan yitirmis kaleler var 10 tane kadar, bize soylenen 3 tanesi gezilebilecek guzellikte ve ayakta kaldigi. Taksi ile 3 kaleyi gezmek icin 40$ veriyoruz sofore. Birinci kaleye varmak 2 saat suruyor Khiva 'dan. Ayazkale toprak kale ve Kizilkale. Ayazkale ve Kızılkale çok güzeldi, colun ortasinda kalmislar ama etraflari yesillik. Demek ki hizla collesiyor bolge. Kalelerin içi toprakla dolmuş ruzgarla. Ama yine de gecmis zamanin izleri cok belli. Uzun uzun yuruduk kaleden kaleye ve kale icinde, akabinde de ogleden sonra 16:40 uçağı için Urgenc’e geldim. Taxi Khiva 'dan 10$ tutuyor havalimanina kadar. 30-40 dakika sürüyor. Ne yazık ki yanlış seçim, uçak eski tip bir pervaneli illuşin. Zorlukla havalandı ve varış saati normalin iki katı. Neyse herşey bir tecrübe. Tedavülden kalkmadan bu uçakları da görmek varmış. Host da hostes de cok yardim etti, korkumu yenmeme. Keza önümdeki koltukta oturan 2 pilot da. Biz sürekli uçuyoruz, sıkma canını diyorlar. Rahatsız olduğumu anladılar, çay kahve ikramı sınırsız :-)
Aşağıda uçsuz bucaksız  Kyzylkum Çölü var. Neyse ki sorunsuz indik. Ilk kez yolculuk başından beri bir büyük şehir görüyorum. Taxi havalimanindan sehire 5000sum pazarlikla. 11 nolu otobüs de aynı yolu 10 dakika farkla yapıyor. Bu kadar gün Özbekistan 'da gezdikten sonra bu kadar büyük şehir görünce şaşırdım. Özbekistan genelde suyun olduğu yerlere kurulmuş kasabalardan oluşuyor benim gezdiğim yerlerde. 
Tashkent cok buyuk, sanki Ozbekistan’in tamami gibi geldi bana, o kadar buyuk. Geceleyin gezecek cok fazla yer olmayinca merkezdeki anitlar vs, sabah hareket etmek uzere otel aradim. Özbekistan'da gezeceğim en az önemli şehir Taşkent. Şehir özellikle Rusların geldiği dönemde ön plana çıkmaya başlamış. Hatta ismi bile günümüzde Rus aksanı ile söylenmekte. Özbekçede "Kand" ve "Kent" kelimeleri aynı anlama geliyor. Samarkand ve Kokand örneğinde olduğu gibi ilk heceler kalın ünlülerden oluşurlarsa sonuna gelen şehir ekininde bu buna uyum sağlaması gerekiyor. Ama bu kurala uymayan tek şehir Taşkent ve nedeni de zamanında Rusların telaffuzunun oturmuş olması.
Ülke Sovyet Devriminin ertesinde oluşturulmuş. Genel tarihine bakarsak ise Cengiz Han ertesinde bölük pörçük emirliklerden oluşan bu toprakları 14. yüzyılın ortalarında bizim Aksak Timur (Timur leng) adıyla bildiğimiz, Dünya tarihinin en önemli kişiliklerinden Emir Timur birleştiriyor. Semerkant şehrinin başkent olduğu o zamanın dünyasına yön verdiği dönemde Timurlu İmparatorluğu Asya kıtasının yarısını ele geçirmeyi başarıyor. Timur'un 15 yüzyıl başında ölmesi ertesinde bir asır kadar ardılları denetimi sağlamayı başarsa da ülke Emirlikler haline bölünüyor. 18. yüzyılda ise bölgede hakim olan üç önemli Emirlik var: Hiva, Buhara ve Kokand Emirlikleri. 19. yüzyılda Ruslar ve İngilizler arasında yaşanan güç savaşından Ruslar galip çıkıyor ve Taşkent o dönemde Rus valisinin yerleşmesiyle önem kazanıyor. Devrim ertesinde Kızıl ordu'nun bölgeye hâkim olmasıyla beraber 1920 yılında Buhara ve Hiva Enirlikleri de işgal ediliyor ve 1924 yılında Özbek Sovyet Sosyalist Cumhuriyetine bağlanıyorlar. Ülkenin bağımsızlığını kazanması ise 1991 yılında Sovyetler Birliğinin çöküşü ertesinde gerçekleşiyor.
Türklerin burada bireysel iletişimleri çok iyi ama gene devlet olarak aramız limoni. Bu nedenden dolayı zaten vize konusu sıkıntılıymış. Burada çalışan Türkler bile her altı ayda bir vize almak zorundalarmış. Nedenini sorduğumda 90lı yıllarda aynı Azerbeycan'da Haydar Aliyev'e karşı gerçekleştirilen suikast girişimi gibi burada da başarısız hareketler yaşanmış. En son yaşanan ciddi sıkıntı ise şehirde bir binanın bombalanması ve arkasından yapılan araştırmada olayın arkasında ülkede faaliyet gösteren bir Türk cemaat okulunun iki öğretmeninin bulunması (inanmadim o ayri). Bu şahıslar Türkiye'ye kaçmışlar tüm ısrarlara rağmen iade edilmemişler (abartili bence). Ama gercekten de ezan sesi sifira yakin, ben hic duymadim, ya da camii’lerde ibadet hic gormedim. Ama ayak sesleri cok bariz, hangi taksiye binsem 5 vakit kiliyor musun diye sorgu sual ve maddi olarak yardimlasma vurgusu var. Win Win, her turlu dincilerin en eski taktigi malum.

Day8 -10.09.20141 KHIVA



Otel sahibinin sayesinde 3 kisi tek taksi ile sabah erkenden Khiva’ya dogru yola ciktik. Taksi - toplamda 90 usd (Koreli ve Kanadali ile). Takribi 7 - 8 saat yol denmesine ragmen 6 saatte girdik. Yol cok kotu durumda ama ulkenin tamaminda oldugu gibi burasi da yapiliyor tekrardan. Cogu yerde 40kmh ve toplamda 500km. Col icinden gidiyoruz. Yolun bir kismi double yol a gerisi felaket. Herhalde yol bitince, 5 saati gecmez bu yol, iki kere gaz doldurmak zorunda olunmasa (Gaz ile 250km gidilebiliniyor). Bu arada taksi’ler hep Ozbekistan yapimi Chevrolet ve gicir gicir, cok konforlu. Kızıl kum çölünün gerisinde Amu Derya ırmağının delta yaptığı bölgede bulunuyor Hiva. Dağlık arazi olmadığı için de dümdüz yolda ilerliyoruz. 6 saat boyunca ünlü Kızılkum çölünü ve bu çölün içinden akan Amuderya'yı geçtik. Tarih ve coğrafya derslerinden kulağımızda kalan Amuderya ve Sırderya bu topraklarda akmaktatır ve bu iki nehrin arası olan Maveraünnehir de bizatihi Özbekistan'ın kendisidir. Nehirlerin Türkçe isimleri ise hatırlayacağınız üzere Seyhun ve Ceyhun. Her iki nehir de derya ismine layık olacak şekilde oldukça büyük. Hemen şunu da belirteyim ki Kızılkum kafamızda canlandırdığımız türden ince taneli kumdan oluşan ve hiçbir bitki örtüsü barındırmayan bir çöl değil. Aksine üzerinde bu nasıl çöl kardeşim dedirtecek kadar çok bitki var.

İÖ 6 yüzyıla kadar uzanan tarihiyle Hiva ipek yolunun en önemli merkezlerinden birisi. Timurlu hanedanlığının çökmesiyle güçlenen beylik ise bölgenin en önemli kontrol noktalarından biri haline gelmiş. Bizim tarihte vahşiliğiyle tanıdığımız Hanlık esasında bir bilim merkezi. Günümüzde şehirde sadece 33 tanesi ayakta kalmış olsa da ufacık bir yüz ölçümde toplam 65 medrese bulunmaktaymış. Ama hanların vahşiliği ve köle ticaretiyle nam salmış daha çok bu şehir. Hemen her binanın kapısında medrese yazısı var. Şaka gibi. Ilk önce inanmak istemedim çünkü medrese olmayan bina yok ama sanırım iç şehir medrese olarak kullanılıyordu. Şehirde simge haline gelmiş olan yapı ise hemen batı girişi tarafında bulunan bitmemiş minare. Her ne kadar maddi imkânsızlıklardan bitirilememiş olsa da haliyle hakkında birçok efsanevi hikâye de yazılmış. Denildiğine göre bitirilmiş olsa 80 metrelik boyutuyla zamanının en yüksek minaresi olacakmış. Hiva amiri Buhara'da bulunan ve Orta Asya'nın en yüksek minaresi olan Kalon minaresine nazire yapmak amacıyla dünyanın en yüksek minaresini yaptırmaya karar verir.Bunu için de dönemin en tanınmış mimarlarından birini şehre davet eder. Bu haber Buhara emirinin kulağına gittiğinde ise Emir ajanlarını yollatarak mimara orada işi bittiği zaman Buhara'ya gelmesini ve daha yüksek bir minare inşa etmesini ister. Ancak bu sefer de Hiva emirinin ajanları olaydan haberdar olurlar ve emir inşaat biter bitmez mimarın kafasının vurulmasını emreder. Tüm bu olayların ortasında kalan mimar ise çözümü yapıyı bitirmeden ortadan kaybolmakta bulur. 1970li yıllardan itibaren Sovyetlerin başlattığı yenileme çalışmaları var şehirde ve günümüzde sur içi UNESCO dünya kültür mirası listesinde bulunuyor. Tamamen müze haline getirilmiş durumda. İçeriye girmek için dahi ücret ödemek durumundasınız. İki günlük giriş ücreti ve fotoğraf makinesi için ödemeniz gereken fiyat 25000sum.Minare ve kalenin tepesindeki seyir terası ve mozeleyum buna dahil değil. Bu fiyata 15 adet müzenin giriş ücreti de dâhil. Sadece 10,000 sum kadar fark ödüyorsunuz toplamda tüm şehri gezmek isterseniz.
Hiva en cok hosuma giden Ipek Yolu sehri oldu. Gelmeden önce güzel olduğunu duymuştum ama bu kadar güzel olacağını tahmin etmemiştim. 
Khiva'da ben yol arkadasim, Brian ile ayni otel'de kaliyorum. Miros B&b oda basi 25$. Inanilmaz guzel yuksek tavanli, tertemiz bir butik bir hotel. 7 odasi var. Herkes fransiz. Sıcak suyumuz var, güzel de kahvaltı. Disariya ciktik. Şehir rüya gibi. 1001 gece masallarındaymışcasına. Her sokak başında fotoğraf çekecek bir eser görüyorsunuz. Tam anlamıyla bir film setinin içinde gibiyiz. İlk günümüzde daha çok sokaklarda fotoğraf çekerek dolaşıyoruz. Diğer şehirlerin aksine buraya kimse dokunmamış. Kale içi korunmuş her daim ve ince bir restorasyon izi var ama heryer aynı toprak rengi, minareler ve kubbeler de mavi ve yeşil tonlarında. 
Her köşe fotoğraf karesi ve inanılmaz huzurlu. Şansıma etrafta hiç turist yok. Ne araba ne de ortamın dokusuna aykırı herhangi bir şey (uydu anteni, motorsiklet, yüksek sesli müzik)
Cebirin kurucusu El Harezmi (Algoritma ve Sifir’in babasi) ve büyük bilgin Buruni'nin yetiştiği Khiva, eski bir Türk yerleşim yeri ve Harezm olarak bilinen yerin merkezi. Bu bölgenin insanları ile rahat iletişim kurabiliyorsunuz çünkü Özbekistan topraklarında sadece Harezm bölgesinde yaşayanlar Türkiye Türkçesine en yakın dili konuşuyorlar. Kullandıkları kelimeler eski Türkçe ve şivesi daha anlaşılır. Biraz dikkat edince sohbet dahi edebiliyorsunuz. UNESCO tarafından dünya kültür mirası listesine konulan Khiva kenti bozulmamış yapısıyla insanın kendisini 500 yıl öncesindeymiş gibi hissetmesini sağlıyor. Gün boyuca kenti gezip hala yaşamını orada sürdüren halkla iletişim kurabiliyorsunuz.

Nereleri gezdim? Eski şehrin her köşesini ve Müzesi'ni gezdim. Minaresine çıktım, kalenin tepesine de. En son Brian'la Meydana bakan bir binanın çatısına çıkıp güneşi batırıyoruz 

Khiva’da nerede yenir?

Fazla alternatif yok. En iyisi Mirza Boshi B&B nin ana caddede olan restoranı. Fiyatlar gayet makul. Ortam sessiz sakin ve huzurlu.

Khiva’da nerede kalinir?

Kesinlikle eski sur icindeki pansiyonlarda. Disarida olan buyuk oteller ayni ruh halini yansitmaz. Cok sessiz ve sakin ve huzurlu.

Day7 -09.09.2014 BUHARA BUKHARA



Esasinda Bukhara’ya tren’le gelmek daha kolaydi ama tren gari, sehire cok uzak.
Bunun nedeni ise o dönemki Emir'in politikaları. 1889 yılında kurulan hattı medeniyetle arasındaki bağlar en aza indirgensin diye şehre bu kadar uzakta kurdurmuş. O dönemin ortamı için bu bile başarı tabii ki. Yasak şehir diye adlandırılmasının nedeni ise bir dönemlerin en kapalı toplumu olması. Yüzyıllar boyunca hiçbir yabancının giremediği tek şehir belki de. Gizlice girmeyi başaranlar ise çok iyi Türkçe ve Farsça bilip molla kılığında bölgeye seyahat eden seyyahlar. Tabii İslam felsefesini de çok iyi özümseyip tartışabilme kabiliyeti de gerekiyor. Fransızlarda bu bölgelerde seyahat etmek ile ilgili bir deyim dahi varmış: " Huzurlu seyahat etmek için kurtlar ile beraber ulumayı bilmelisin"diyorlarmış. Başarılı olamayanlar ise bedelini hayatları ile öderlermiş.

Buhara Emirleri 17. yüzyıldan itibaren neredeyse dünya ile ilişkilerini kopartıyorlar. İpek yolu vasıtası ile geçen Müslüman tüccarlar haricinde kimsenin buraya gelme şansı yokmuş. Bunu nedeni ise Rusların Büyük Petro'nun (Deli Petro) politikaları çerçevesinde sıcak denizlere inme politikası ve bölgede gitgide artan etkinlikleri. İzolasyonları öyle boyutlar ulaşmış ki zaman içerisinde, kendileri de dünya hakkındaki tüm bilgileri unutmuşlar denebilir. Sınırları dışında olan gelişmelerden bihaberler uzunca bir süre. Kendi sınırları dışındaki dünya hakkındaki bilgilere ise tüccarların Rusya'dan getirdikleri ilk haritalardan sonra ulaşıyorlar.

Bu izolasyonları belli bir süre ülkeyi korumayı başarsa bile en son olarak Kızıl ordu tarafından ciddi bir şekilde cezalandırılarak 1920 yılında son bulmuş. İlk başta Buhara Halk Cumhuriyeti kurulsa da sonra bu Cumhuriyet, Özbek Sovyet Sosyalist Cumhuriyetine 1924 yılında bağlanmış.
Buhara Emirliği zamanında yabancılara uyguladığı sert önlemlerin cezasını çok kanlı bir şekilde ödüyor Kızıl Ordu buraya geldiği zaman. Tarih boyunca buraya gelen gerek Rus, gerekse İngiliz sefirler dahi buranın cezalarından nasiplerini alıyorlar. Hal böyle olunca da batının buradan intikamı da aynı sertlikte oluyor ve Kızıl Ordu emirin sarayını neredeyse tamamen yok edecek şekilde bombalıyor. Emir Afganistan'a kaçıyor o dönemde ve Buhara Halk Cumhuriyeti kuruluyor. O da daha sonra Özbekistan'ın bir parçası haline getiriliyor.

Hanlığın bu kadar uzun bir süre izole kalmasının en önemli nedeni coğrafi konumu. Batı, Kuzey ve Güneyde bozkırlar ve çöllerle çevrili hanlığın Doğusunda ise dağlar bulunmakta. Hanlığın en önemli korkusu ise buraya gelecek orduların çölü geçme yollarını ve su kaynaklarının yerini öğrenmeleri. Bu nedenle de ister seyyah, ister sefir olsun kimsenin bilgileri dışarıya çıkarmasına izin vermemekteler. Hatta kabul etmeye mecbur kaldıklarında uyguladıkları farklı yöntemler de bulunuyor. Mesela Bir Rus sefiri geldiğinde onu şehirden en uzak noktada, bilgi alamayacağı izole bir ortamda konaklatıyorlar. Yaşanmış örneklerden birinde sefirin yanında çalışan Macar kökenli Rus ajanı şehirde üç ay kadar gizlice bilgi topladıktan sonra yakalandığı zaman hemen idama mahkûm edilmiş. Ancak buranın en meşhur infazı iki İngiliz subayı olan Stoddart ve Conolly faciaları batı toplumları için.

Teğmen Stoddart buraya İngiltere Kraliçesi Viktorya'nın temsilcisi olarak gelir. Yalnız yanında getirdiği hediyeler Kraliçe nezdinde değil de Hindistan valisi adına olunca Emir Nasrullah Han bunu kendine hakaret sayar ve elçiyi hapseder. Onu kurtarmak için daha sonra bil elçi daha gönderilince ikisini birden idam ettirir.


Bukhara’da kaldigim pansiyon yine LP'den. Bukhara’nin merkezi Leybi havuz'a yakin. Sarrafon B&b. Sahibi gencten bir cocuk. Turklere benziyor. Odalar 25$. Esyalarimi odaya birakip disariya cikiyorum. Otel sahibine ucak bileti ve gidilecek gorulecek yerler hakkinda sorular soruyorum. Havalimaninda bilet isimi halledemedikten sonra Buhara, namı diğer Buhara-ı Şerif. İslamiyet'te en değer verilen ve şeriflik olarak adlandırılan yedi kentten biri. Tek kelimeyle inanılmaz bir şehir. Güzel olan bir tarafı da tarihe olan saygıları. Özellikle eski Buhara denilen bölgede modern anlamda yapılaşmaya gidilmemiş. Medrese ve camiler ön planda ve bunlar şehrin en yüksek yapıları. Çölün ortasında kurulmuş bir kent olduğu için serinlemek amacıyla şehrin birçok yerine 120'nin üzerinde havuz yapılmış ancak günümüz itibariyle bunlardan sadece 27 tanesi kalmış. Bu havuzların birinin etrafında yemek yiyebileceğiniz ve çay- kahve içebileceğiniz mekanlar mevcut. Buralarda şaşlık (şiş kebap) yiyebilir, yanında Sarbast (bira) içebilirsiniz.

Buhara'nın en önemli özelliklerinden biri de Nakşibendi tarikatının kurulduğu topraklar olmasıdır. Burada Nakşi tarikatının kurucusu Bahaeddin Nakşıband ile onun hocası Abdulhak Gujduvani'nin türbelerini ziyaret edebilirsiniz. Nakşıband türbesi Türkler tarafından onarılmış, (taharet musluğunun varlığı bunu kanıtlıyor) çevre düzenlemesi ve tarihi yapılarıyla görülmeye değer bir yer. Ayrıca türbenin içinde yer alan mezarlıklar da bizdekilerden oldukça farklı. Kimi mezarların üzerlerinde ölen kişinin resmi var. Ben cok begendim. Sehrin disinda ama kesinlikle gitmeye deger.


Cikista bu sefer sehrin disinda olan ozbek pilavi yapan sofor lokantasina gittim. Otel sahibi ve diger soforler tavsiye etti. Ozbek pilavi sadece oglenleri yapiliyor, yani aksam taze pilav yeme sansiniz yok. Burada yapilan Ozbek pilavi biraz daha farklı. Daha az yağlı gibi ama çok hoşuma gitti. Fiyatı 20.000Uzsom yanindaki eklerler beraber. Eğer ayran vs alırsanız biraz daha artıyor. Akabinde şehir merkezine geri döndüm ve klasik Bukhara yuruyus rotasıni yaptım. Sehir Samarkand’a gore cok daha ufak oldugu icin kolay oldu, isin dogrusu

Kolon minare ve bulunduğu alan çok etkileyici. Zindan da oyle. Aynı şekilde kalenin dışarıdan görünüşü de. Cesm'i Eyub, Eyub peygamber adına yapılmış başka bir türbe. Türbe geleneği heryerde var. Dualar ve para atılan bölüm ile hep aynı. Burada ismi üzerimde hazreti Eyub'un Çeşmesi var. Burada buz gibi su çıkarttığı yazıliydı ceşme duvarında. Heryere havuzlar yaptirilmis, eski zamanlarda, insanlar serinlesin diye, keza bir suru hamam ve su toplama (sarnic benzeri) binalar da yapilmis, batakliklar kurutulmus ve Aral Golu’nden su getirilmeye calisilmis (Amu Darya).
Çeşmeden su içme geleneği oldugu icin ben de tadina baktim, felaketti, toprak ya da killi toprak tadi vardi. Hemen agzimi Nestle Su ile calkaladim.
Bu kadar ülke Stan gezdim hala doğru dürüst suya rastlamadım. En iyi suyun Nestle artezyan suyu oldugu yerde ne söylesem boş :-)
Gelecek olanlara tavsiyem, kimse gazlı su almasın, bazen tuzu çıkabiliyor. Bildiğiniz artezyan Nestle pet şişe bir litre çok popüler - 2000uzsum.heryerde aynı fiyat ve tek alternatif şimdilik.
Cikista, turist rotasinin disina ciktim, bir cok medresenin yikilmaya yakin halini gordum, ileride eski bir hamami fark ettim. Kimse yoktu, tek basima hamam keyfi yaptim, hem de sadece 7000Uzsom, kese ile 12000Uzsom, ama kese yapanlarin eli bir hayli agirJ
Donuste Leyb-i Havuz etrafinda herkesin fotograf cektirdigi bir heykel var. Nasreddin Hoca. Konusunca anladim ki fikralarda ayni. Herhalde buraliydi ikizi de Anadolu’da geziyordu sanirim. Bizim Nasrettin Hoca’nın kökeni burası olduğunu iddia ediyorlar. Ancak Hoca’nın buralarda eşeğe ters bindiği falan yok. En azindan heykelde duz binmisti J
Gun batimina yakin yolda karsilastigim 1 Alman ciftle beraber Kolon Minare’ye gittim, gun batimina yakin, gozumle teras var mi acaba gun batimi birasi icin diye bakarken, kalabalik bir teras’ta karar kildik. Zaten baska da biryer yoktu. Bu arada yine yaziyorum, ezan sesi bu kadar yakininda bile yok. Camii’ler islevini kaybetmisler mi bilmiyorum. Manzara muhtesemdi gunesi batirirken.
Ozbeklerle konusuyoruz, okumustum ama yine de teyit etmek icin bazi sorular soruyorum. Buralarda Ramazan bir gunluk bayrammis ama en büyük bayramı Nevroz, tam bir hafta kutlanıyormus (21Mart). Nevroz denildiğinde herkesin gözleri parlıyor ve Buyuk bayram karşılığını veriyorlar. Bu topraklar birçok medeniyete ev sahipliği yapmış. İran etkisi hem mimaride hem de sosyal yaşamda hissediliyor ve Zerdüştlükten (Iran) kalma gelenekler devam ettiriliyor. Özbek kimdir sorusu herkesin merak ettiği bir soru. Yeni bir kavram, Cengiz Han’ın torunu Batu Han tarafından 1227’de kurulan Altın Orda Devleti’nin başına 1313 tarihinde 9. han olarak gelen Özbek Han’ın zamanindan gelme sanirim, yoksa esasen buralari cok yakin zamana kadar beylikmis, Bukhara, Khiva vs seklinde, yani Ozbek ismi cok yeni olmali, herkes doğduğu kente ait olduğunu belirten ifade ile kendini tanıtıyordu herhalde eskiden ben Buharalıyım ben Khivaliyim vs.